İnsan herhangi bir şeyi tecrübe ettikçe, duygularını ve düşüncelerini daha iyi anlatıyor gerçekten. Birisi size fikrini söylese belki ona katılırsınız ve belki kafanızda konuyla ilgili bir tasavvur oluşur. Fakat eğer tecrübe ettiyseniz o zaman hisleriniz kesinlikle çok farklı olacaktır ve tabii ki konu hakkındaki deneyimlerinizi de aktarabileceksiniz. Ben de son zamanlarda sıkça tecrübe ettiğim bir duyguyu kelimelere dökmek istedim.

         Motivasyon, kişinin başarısına olan etkisini tecrübe ettim sayın okuyucu. İnsan, bir robot olmadığı için teorikte kafasında yapması gereken şeyleri iyi kurgulasa da bu isteklerini yerine getirebilmesi için ihtiyacı olan şeyin motivasyon olduğunu tecrübe ettim. Bu ihtiyaç, kişi öğrenciyken başlıyor ve bütün çalışma hayatı boyunca sürüyor. Bu yüzden erken yaşta kişi, bu sorunu çözebilirse kişinin hayatında ciddi ve pozitif değişiklikler oluşturacağı kanaatindeyim.

         Düşünün öğrencisiniz yarınki Matematik sınavına çalışmak niyetiyle masaya oturuyorsunuz fakat kitabın ilk sayfasındaki soruyu yapamıyorsunuz, elinizdeki kalemi atıyorsunuz ve içinizden haykırıyorsunuz “Yapamıyorum, Matematikten anlamıyorum!” Halbuki işin aslı öyle değil. Konuyu bilmeyen çoğu kişi ilk bakışta soruları çözemez ki zaten. Üstüne gitmediniz, motivasyonunuzu kaybettiniz ve “Matematikten anlamıyorum” bunalımına girdiniz (bu bunalım literatüre girmeli bence çok klişe).

         İş hayatındasınız, yükselmek istiyorsunuz ama yükselemiyorsunuz çok çalışıyorsunuz, olmuyor sonunda diyorsunuz ki: “Torpil var kesin benim yükselmem lazımdı.” Sonra ne kadar çalışsanız da torpil olduğunu ve yükselemeyeceğinizi düşündüğünüzden pes ediyorsunuz, belki işten ayırılıp bunalıma giriyorsunuz.

         Bir program yazmak için monitörün karşısına oturuyorsunuz, kafanızda yapacaklarınızı önceden planlamışsınız ve büyük bir heyecanla yazmaya başlıyorsunuz ama daha programın başında sorunlar başlıyor. Bu sorun nerden kaynaklanıyor arıyorsunuz tarıyorsunuz bulamıyorsunuz saatlerce ekran başında oturuyorsunuz ve sonunda fıttırıyorsunuz. O gün yapamayınca “Yok bunu yapamayacağım galiba” deyip projenizi siliyorsunuz. Üzgünüm sayın programcı bir günde olmuyor bu işler.

         Kişi, nerede olursa olsun hangi işi yaparsa yapsın başarmak için çalışıyorsa başarısız olmadan başarılı olamaz (yaz bunu güzel laf bu). Her şeyin istediğimiz gibi gideceğini düşünüyoruz; gitmeyince de motivasyonumuzu kaybedip işi hepten salıyoruz. Halbuki kişi motivasyonunu kaybetmeden, inatla çalışmaya devam etse, yapamasa bir daha denese belki başaracak. Başarmanın motivasyonuyla daha da büyük hedefler koyacak ve onun için çalışmaya devam edecek.

         Bedel ödemeyi öğrenmesi gerekiyor insan. Bedel ödemek için de bir irade gerekiyor. İradenizi geliştirmeden başarmayı düşünmeyin. Bir şeyler değişsin istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz. Yoksa başarısızlığın motivasyonunuzu yok eden bordalaması sizi bunalıma sürükleyecek ve hedeflerinizin temellerine saldıracak.

         Başarılı olmasını istediğiniz kişiye yardımcı olmanın ilk basamağı onu motive etmektir (UYARI: Sen yaparsın, aslansın bir motivasyon takviyesi değildir). Çünkü ne hazindir ki kişi kendi kendini motive etme konusunda pek başarılı değildir. Kendisi bir kafesin içinde sıkışmış vaziyettedir. Kimi kafesi kendi kırar, kimisinin babası, kimisinin annesi, kimisinin arkadaşı. Ama kesin olan bir şey varsa bu kafesin kırılması gerektiğidir.

         Özetle siz siz olun ne iş yaparsanız yapın hangi amaç uğruna çalışıyorsanız çalışın, motivasyonuzu sağlam tutmaya gayret edin. Bu sıkıntıyı da kendinize yüklemeyin çevrenizden yardım alın bol bol konuşun tartışın. Unutmayın adı üstünde "İnsan" bu "Robot" değil. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir