“İsmet de İsmet yahut Kısmet de Kısmet…” diye başlık attığı yazısında Tamer Korkmaz, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Lozan’da likör kadehlerini nasıl peş peşe yuvarladığından başlayıp, “Baştan başa hileli” 46 seçimleri sonrası ortaya çıkan vehamete, oradan Truman’ın emriyle İsrail’in nasıl tanındığına ve Washington’dan CIA kontrolünde elinde özel mektupla gelen Başpiskoposun “Truman Doktrini’nin dinsel kısmını teşkil ediyorum” diyerek getirdiği mektubun sonuçlarına ve Patrikhane’de oluşturulan tabloya kadar bir dizi İnönü icraatini hatırlattı… İşte yazısı

:

Joseph Grew1927 ile 1932 yılları arasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi idi. 

Lozan Konferansı’nda gözlemci olarak yer almıştı. Anılarını iki kitap halinde yayınladı. 

İlk kitap “Lozan Günlüğü” adıyla Türkçe’ye çevrildi.

Grew’ün hatıralarındaki İsmet İnönü’den bahseden kısımda şu satırlar yazılıdır:

“Türkler bu akşam Palace Hotel’de 80 kişinin davetli olduğu ilk büyük yemeklerini verdiler. 

Yemekten ayrılmayı arzu ettiğimiz anda İsmet bizi kolumuzdan tutup bitişikteki odaya soktu, yeşil chartreuse likörü sipariş etti…

Kadehleri daha önce benzerini görmediğim bir hızla birbiri ardına yuvarlamaya koyuldu. 

Ortada hiçbir şey yokken candan kahkahalar atıyordu…

İsmet, Amerika’yı görmek istediğini söylediğinde ise çarpıcı ayrıntılarıyla kendisini nasıl Paris’e ve Londra’ya götüreceğimizi, ardından Birleşik Devletler’i baştan aşağı gezdirerek Niagara Şelalesi’ni, Colarado Kanyonu’nu, Beyaz Saray’ı da göstereceğimizi söyledik. 

Bunun için yapması gereken şey şu iki antlaşmayı imzalamaktan ibaretti:

Önce müttefiklerle, sonra bizimle olan antlaşmalar! İsmet büyük bir gusto ile dizine vurdu, chartreus’tan iki bardak daha yuvarladı.

Eğer antlaşmalar hazır olsaydı, büyük ihtimalle her şeye daha orada imzayı basacak durumdaydı…”

(Lozan Günlüğü; Multilingual, 2001; Sayfa: 81-82)

«

Hahambaşı Haim Nahum (1873-1960) Lozan’daki Türk heyetinde “İsmet Paşa’nın Başdanışmanı” sıfatıyla yer aldı!

Nahum1900-1904 arasında Yüksek İstihkâm ve Topçu Okulu’nda Fransızca öğretmenliği yaptı. 

Talebeleri arasında İsmet İnönü de vardı. İnönü, topçu okulunu 1 Eylül 1903’te bitirdi.

MİLLETLERARASI PARA SANDIĞI YAHUT IMF

İsmet İnönü’nün liderliğindeki CHP, baştan aşağı hileli 1946 seçimlerinde iktidara gelirken; “dönemin baronlarının mutemet adamı” Recep Peker 5 Ağustos 1946’da Başbakan olarak atanmıştı…

Peker Hükümeti, bir ay kadar sonra “7 Eylül Kararları” ile Türk Lirası’nın değerini düşürdü. 

Devalüasyondan yirmi gün sonra (27 Eylül 1946) Türkiye 47 milyon dolarlık iştirak hissesi ile “Milletlerarası Para Sandığı”na (sonradan IMFkabul işlemlerini tekemmül ettirdi!

Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na katılması ise 11 Mart 1947’de gerçekleşmiştir.

Sadece bir gün sonra, ABD Başkanı TrumanTürkiye ve Yunanistan’a askeri ve de ekonomik yardım sağlamak için Kongre’den yetki istedi!

Türkiye’ye yapılacak 100 milyon dolarlık yardım, 22 Nisan 1947’de Amerikan Senatosu’nda onaylandı…

2 Mayıs 1947’de ABD’nin Akdeniz Filosu, İstanbul’u ziyaret etti. 

22 Mayıs’ta TrumanTürkiye ve Yunanistan’a yapılacak yardımı imzaladı. 

Yardımı, ABD Dışişleri Bakanı Marshall’ın kontrol edeceği açıklandı. 

Aynı gün, General Oliver başkanlığındaki bir Amerikan heyeti askeri yardımı görüşmek üzere Türkiye’ye geldi. 

İki ülke arasındaki yardım Anlaşması, 12 Temmuz 1947’de imzalandı.

TRUMAN’DAN “İSRAİL’İ TANIYIN” TALİMATI

26 Ocak 1946’da İstanbul’a yeni gelen Rum Ortodoks Patriği Athenagoras, Cumhurbaşkanı İnönü’ye ABD Başkanı Truman’dan bir mesaj getirmişti!

Türkiye’de Fener Rum Patriği seçilen (21 Şubat 1946) Maksimos’u Sovyetler Birliği taraftarı olduğu gerekçesiyle istifa ettirten ABD, onun yerine “Kuzey ve Güney Amerika Başpiskoposu” Athenagoras’ı alelacele Türk vatandaşlığına aldırttı ve Fener Patrikhanesi’nin başına geçmesini sağladı.

Harry Truman’ın özel uçağıyla Türkiye’ye gelen CIA’in kontrolündeki Athenagoras, kendisini kabul eden İnönü’ye Truman’ın özel mektubunu sundu ve “Truman Doktrini’nin dinsel kısmını teşkil ediyorum” dedi!

Çok uzun yıllar evvel; Kasım Gülek ile nişanlısı Nilüfer Devrimel, Patrikhane’ye gittiklerinde “gelin ve güveyi takdis eden” işte bu Athenagoras’tı! 

Yanlarındaki üçüncü kişi ise gazeteci Lea (Leyla) Umar’dı!

Umar, bu hatırasını Vatan’da (26 Temmuz 2009) yazdı.

*

Athenagoras’ın İnönü’ye o özel mektubu sunmasından sadece iki ay sonrasında…

Türkiye, 28 Mart 1949’da “İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke” oldu!

Tanıma kararının altında Cumhurbaşkanı İnönü ve bakanlarının imzaları yer alıyordu.

FULBRİGHT KOMİSYONU

Yine, İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde…

Türkiye’nin Milli Eğitim’i; 27 Aralık 1949’da imzalanan “Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma”yı (Fulbright Anlaşması) müteakip bütünüyle ABD’nin menfaatleri doğrultusunda şekillendiriliyordu!

Washington’ın kontrolüne/denetimine giriyordu!

Haydar Tunçkanat’ın yazdığı “İkili Anlaşmaların İçyüzü” ile “ABD Emperyalizmi ve CIA” adlı kitaplarda da yer alan 27 Aralık 1949 tarihli işbu “Fulbright Anlaşması”nın beşinci maddesine göre “Eğitim Komisyonu’nda sekiz üyenin yer alması, bunların dördünün TC vatandaşı, dördünün de ABD vatandaşı olması” karara bağlanmıştı…

Yine anlaşmaya göre; ABD’nin Ankara’daki Büyükelçisi, Fulbright Komisyonu’nun fahri başkanıydı ve oyların eşit olması halinde nihai karar da Amerikan elçisine bırakılmıştı!

*

NOT: Cumhuriyet gazetesinin dünkü birinci sayfasında yer alan “İsmet İnönü hiçbir zaman diz çökmedi” başlığının kulakları çınlasın!

Tamer Korkmaz, Yeni Şafak -10 Ekim 2018, Çarşamba-

:

Yazıda, siyahlaştırma ve bazı paragraf atlatmalar ve araya serpiştirilen görseller bize aittir.

dikGAZETE.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir