Mevzu madem Karagümrük’ten açıldı, devam edelim..

Gençlik yıllarımızdan!..

Başka bir deyişle, matbuat aleminde boy göstermeden önceki halimizden..

70’li yılların sonları.. 

Ticaretle uğraşıyoruz..

Babamızın işine  sahip çıkıyoruz..

Bereketin katmerli olduğu zaman diliminden bahsediyorum..

Elimizi cebimize attığımızda şimdiki gibi bir-iki zayıf banknot gelmiyor..

Kısacası; ekonomik anlamda da bayağı okkalıyız o dönemler..

İş gereği eve erken geliyoruz, biraz istirahat ettikten sonra  akşama doğru soluğu Karagümrük’teki Malatyalı Kürt Mehmet’in kahvehanesinde alıyoruz.. Kahvehane, Fevzipaşa Caddesi üzerinde ve tam Vefa stadının giriş merdivenlerinin üstünde.. Şimdi yerinde yeller esiyor..

Tabii bu anlattığım özellikle yaz ayları.. Kahvehanenin dışında oturuyoruz ve her biri İstanbul beyefendisi olan değerli abilerimizle sohbet ediyoruz..

“Hikmet, hemen gel abicim” diye çağırıyorum, emektar garsonu...

Getir bakalım çayları”.. 

Hikmet Pötürgeli.. 

"Haza beyefendi" bir adam!.. 

Bizden de en az 15 yaş büyük, ama ağzı alışmış, o da bize abi diyor.. 

Soruyor Hikmet; Kaç çay Sami abi?.." 

Cevap veriyoruz; “Kaç tane olacak iki gözüm Hikmet, burada kaç kişi varsa sağdan say!.."

Amma iş değil mi?..

0 zamanın insanları herkese sıradan çay-kahve söylerdi, şimdi ise biri görüp de askıntı olmasın diye çayı bile gizli içiyorlar..

Ahhh ah!.. 

Kültür güme gitti beyler, insanlık küme düştü!..

Usuller mahvoldu!.. Yok oldu o güzel hasletlerimiz!..

Hadi çaydan kahveden vazgeçtik, insanlar birbirlerinden Allahın bedava selamını esirgiyor!.. Verseler de, şöyle böyle, tek-tük..

Neyse, devam edelim Karagümrük muhabbetine..

Bu sefer tombalacı şişman çıkıyor sahneye.. Edirnekapı cenahından sallana sallana gelip yanımıza düşüyor..

Ve aç kedi misali sırnaşıyor!..

Devr-i cahiliye işte..

Hesapta biz o işlere elimizi o zaman da sürmüyoruz, ama akıl veriyoruz!..

Yanımda oturan, daha sonraları TEK’den emekli olan elektrik şefi  İlhan abinin sıvazlıyorum sırtını..

Çek abicim 10 numarayı!..

İlhan abi bir asılıyor..

Haydaaa!..

İki tane sigara paketi, oltaya takılmaz mı?..

Hem de mentollü Dunhill..

0 vakitler de sigaraya aşinayız..

Şişman üzüntülü..

Abi yaktın beni, sermaye gitti, diyor!..

"Ben yakmadım aslanım, çeken yaktı!" diyoruz ve gülüşüyoruz..

Hey gidi günler hey!..

Şimdi ise çok şükür sigarayı terk edişimizin yirminci yılı..

Ve samimi olarak herkesi de “Allah kurtarsın” diyoruz!..

Evet, eski Karagümrük  manzaraları böyle..

Unutulmaz hatıraların yaşandığı yıllardı..

Hepsi mazi oldu..

Ve Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”sinde ifade ettiği gibi, o günlerin hiçbiri bir daha geri gelmeyecek!..

Tıpkı unutulan değerlerimiz gibi..

Tıpkı kaybettiğimiz yakınlarımız gibi..

Sami Özey, dikGAZETE.com -5 yıl önce yazılmış bir yazının ikinci bölümü; ilk bölümüne, üstteki "Yazarın diğer yazıları" butonundan ulaşabilirsiniz.. -

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir