“SAĞLIKTA 101 ALTIN KURAL” ın yazarından: Bu kitabın amacı, sağlıklı yaşayabilmek için kısa, anlaşılır maddeler ve resimleriyle birlikte insanlara pratik bir bilgi demeti sunmaktır.

Bu nedenle, tüm hastalıklar bizim seçimlerimizin sonucudur.

Bütün hastalıklara yediklerimiz, içtiklerimiz ve düşündüklerimiz sebep oluyor. (Bunun ayrıntıları sağlık kuralları içinde açıklanmaktadır.) 

DİKKAT!..
 Burada bir konuya dikkat etmek gerekiyor, kurallar yazılırken normal bir insan ele alınmıştır. 

İnsanlarımızın buradaki kuralları uygularken rahatsızlık çekmelerini önlemek için doktorlarına danışmalarını öneriyoruz. 
Bunun nedeni, yazdıklarımıza güvenmiyoruz anlamına gelmemeli…

Vücudumuzla ilgili mevcut sağlık şartlarından dolayı yanlışlık yapmamak için bir tedbirdir.
 

Örneğin:
 Biz buradaki kuralların birinde maden suyunu tavsiye ediyoruz. Tansiyonu olan bir hastanın sodyumu yüksek bir maden suyunu içmesi tansiyonunu daha da yükseltebilir. Bu açıdan bilinçli bir uygulama öneriyoruz... Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle… Yazan : Raşit Anaral

SAĞLIKTA 101 ALTIN KURAL

Bilgilerin doğruluğunu onaylayan Uzman heyeti:
Prof.Dr.Hikmet Akgül : (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı)
Prof.Dr.Ahmet Akgül  : (Kalp ve Damar Cerrahisi)
Dr. Mehmet Arslan     : (Onkoloji uzmanı.)
Op. Dr.Ali Çetin          : (Genel cerrahi)
Dr.Önder Aksu           : (Çocuk doktoru)
Dr. Hasan Avşar        : (Eczacı doktor)
Dr. Fatma Arslan       : (Diyetisyen)

SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI

2.    

Bir günde en az sekiz bardak su içiniz. 

Yemeklerde su içilmesi pek tavsiye edilmiyor. 

Bunun nedeni, midenin gıdalar için ürettiği öz su dengesinin etkilenmesi önlemek. Yemekten 20 dakika önce ve yemekten iki saat sonra su içebilirsiniz. 

Su içilmesi öğünler arasında yapılmalıdır…

Suyun içine arada bir miktar limon sıkılmasında fayda var. Su, yaşlılığı önlediği gibi, vücudunuzu tedavi eden en önemli besin kaynaklarının başında gelir. 

Su, bağışıklık sistemini kanser de dâhil olmak üzere, her türlü hastalıklara karşı güçlendirir.

İdrarınızın rengini kontrol edin, eğer sarıysa yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir.

3.   

İçtiğiniz suyun kalitesine dikkat etmelisiniz… 

Su olmadan hayatın olmadığını biliyoruz. Suyun vücutta yaptığı yüzlerce işlemi burada özetlemek mümkün değil. İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60’ı sudur. Bu oran yaşlandıkça aşağı doğru düşerek yüzde 50’ye kadar iner. Bu yüzden yaşlıların dinç kalmaları ve yaşlanmayı yavaşlatmaları için daha fazla su içmeleri gerekir. 

Şehir suyunu içmek tavsiye edilse bile, kilometrelerce uzunluktaki borularla musluğumuza gelen suyu filtre etmeden içmeyin!...

Sudaki ağır metallerin seviyesinin mutlaka düşürülmesi gerekir.
 Filtre sistemi uzun vadede damacanalardan daha ucuz, daha pratik ve daha güvenilirdir. Ancak, seçilecek filtre sisteminin suyun zararlı partiküllerini, kimyasallarını ve mikroorganizmalarını temizlemesiyle de iş bitmiyor.

Sularda dikkat edilmesi gereken suyun saf su olması değil, suyun minerallerinin de olması ve de pH seviyesinin alkali olmasıdır.

pH seviyesi sağlığınız için çok önemlidir. pH’ı 7’nin üstünde olan suları tercih etmelisiniz.

Vücudumuz 7,35 ve 7,4 arası bir pH’a sahiptir. Bu durum organlarımızın kullanılmasına göre değişiklik gösterebilir.Yiyecek ve içeceklerimizin pH seviyeleri, yedinin altındakiler asidik, yedinin üstündekiler de alkalidir. Yiyeceklerden yeterince alkali beslenme yapamasak bile suyumuzu alkali yaparak sağlığımızı korur ve daha az hasta olabiliriz. 

Bize hayat veren ve vücudun atıklarını temizleyen suyumuzun organlarımıza ve hücrelerimize kolay girmesi ve nüfuz edebilmesi için suyumuzun 7’nin üzerinde olması, yani alkali olması gerekiyor. 

Aksi takdirde hücre içindeki atıkları vücut temizlemekte güçlük çekecek ve hastalıklarımız da artacaktır. En doğru seçim, içme suyunuzun pH seviyesinin 7,5’la 8,5 arasında olmasıdır.

4.    

Her gün en az bir şişe doğal maden suyu için. 

Toprakta azalan minerallerden dolayı sebze ve meyvelerden yeterince mineral alamıyoruz.

Bu nedenle, Avrupa ülkelerinde maden suyu çok yaygın olarak kullanılmaktadır. 

Mineralli suyun vücudun ihtiyaç duyduğu başlıca mineraller olan kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfat ve sodyumu doğal olarak içerdiği için uzmanlar tarafından önemle tavsiye ediliyor.Ancak, mide asit dengesini bozmaması için yemeklerde ve tok karnına alınması doğru değil.

Maden suyunu yemeklerden 20 - 30 dakika önce veya yemekten iki saat sonra içebilirsiniz.

Kalsiyum           : Kemik, diş ve kalp sağlığı, kan pıhtılaşması, sinir uyarı iletimi 

Magnezyum      : Kalp, kas ve sinir sağlığı ve enerji üretimi

Sodyum            : Su-elektrolit dengesi, sindirim desteği, asit-baz dengesi, uyarı
 iletimi

Potasyum         : Hücre metabolizması, su dengesi
 

Florür               : Diş ve kemik sağlığı
 

İyodür               : Troid bezi fonksiyonları desteği

Klorür               : Su-elektrolit dengesi, sindirim desteği

Bikarbonat        : Mide fonksiyonları, kan ve idrarda asit-baz dengesi
 

Sülfat                : Kalın barsak fonksiyonları, safra kesesi ve fonksiyonlarının uya
rılması

5.    

Sabahları proteinli büyük bir sabah kahvaltısı yapınız.Kahvaltıda lifli gıdalar da bulundurun. Lifli gıdaların sağlığımız için çok büyük önemi vardır.

Vücudumuzun çok önemli ihtiyacı olan omega 3’ü artırmak için kahvaltılarınıza ceviz veya fındık ekleyin.

Ayrıca, taze meyve suyu veya meyve ekleyebilirsiniz...

6.   

Kaliteli beslenin.

Taze meyve ve sebze, balık, fındık ve yeşil çay mutlaka menünüzde bulunsun. 

Tatlı ve hamur işi gibi Karbonhidratları azaltın.

7.    

Kalbinizi koruyun ve güçlendirin:

B vitamini, Magnezyum ve çinko almayı ihmal etmeyin. Havuç, Lahana, avokado, fındık ve sarımsağı mutfağınızdan eksik etmeyin.

8.    

Şeker, tuz ve unlu maddelerden uzak durun. 

Şeker tüketimini kesinlikle azaltın veya tamamen kaldırın.

9.    

Yemekten sonra tatlıyı kesinlikle yemeyin.

Tok karnına tatlı çok zararlıdır.

10.      

Haftanın birkaç günü balık yiyin.

11.      

Tam tahıl ve lifli yiyecekler yemeyi ihmal etmeyin. Lif, sindirim yolundaki kalıntıları temizleyerek sindirim sisteminin doğru çalışmasını sağlar. Besinler lifler sayesinde vücut tarafından daha kolay ve etkin bir şekilde emilir.

12.       

Her gün kabuklarıyla birlikte bir adet elma yiyin… 

Elma ve havuçta bulunan ve çözünebilir bir lif olan “pektin” adlı madde vücut için çok önemlidir. 

Pektin, kurşun gibi ağır maddelerin sindirim sistemine girmesine engel olur. 

Pektin ’in bir başka yararı da posa haline gelen gıdaların vücuttan çıkışını kolaylaştırır ve zehirli maddelerin bağırsak tarafından emilimini engeller.

13.  

Günde üç öğünden fazla yemek yemeyin. 

Akşam yemeği çok hafif olmalı. Yiyecek ve içecekler oda sıcaklığında olmalı.

14.    

Öğünler arasında en az 4-5 saat geçmesine dikkat edin. ”Sık sık az yiyin” tavsiyesi yanlıştır ve sağlığınıza zarar verir. Sık yemek, pankreasın sürekli olarak insülin üretmesine ve devamlı çalışmasına neden olur. Bu yüzden yağlarınızı eritecek ve enerjiye çevirecek bir çeşit zayıflatma hormonu olan leptin devreye giremez. Bu yüzden karaciğeriniz yağlanır ve buna bağlı olarak da vücudumuz yağlanır; kolesterolümüz de artar. Leptin hormonunu iştahı kapatan, yağları yakan hormon, İnsülin hormonunu da acıktıran ve yağları depo eden hormon olarak düşünebilirsiniz.


15.    

Öğünler arası bir şey yemeyin ve içmeyin. Limon sıkılmış su, limonlu, şekersiz çay ve ayran gibi karbonhidrat içermeyen besinler az miktarda alınabilir.

16.    

Meyveleri kabuklarıyla yiyin. 

Kabuklu meyve yemenin dişlere ve vücudumuza faydaları var…

17.   

Günlük sütü güvenilir yerlerden alın ve yoğurdunuzu evde yapın.

18.    

Sebze ve meyvelerinizi sirkeli ya da klorlu suda 15-20 dakika bekletin. Sonra iyice yıkayarak hijyenik olmasını sağlayın.

19.   

Ayçiçeği ve mısırözü yağlarını kızartmalarda ve yemeklerinizde kullanmayın.

20.   

Yemeklerde doğal Hindistan cevizi yağı, sızma zeytinyağı ve tereyağı kullanın.

21.    

Haftada en az bir kez kırmızı et yiyin.

22.    

Yağsız veya az yağlı süt ürünlerini tercih edin.

23.    

Yüksek ısı görmüş, trans yağlarla yapılan paketli gıdalardan uzak durun.

24.   

Yemeklerinize en az yarım bardak protein ve lif oranı yüksek olan, ama yağ ve karbonhidratı düşük fasulye ve diğer baklagiller ilave edin.

25.   

Kutulanmış ve şişelenmiş meyve sularından uzak durun. 

Taze sıkılmış meyve suyu içilebilir; ancak meyvenin kendisini yemeniz daha yararlı olur.

26.    

Ispanak, domates, brokoli, karnabahar, pancar, havuç, maydanoz gibi renkli sebzeler yiyin. 

Bu sebzeler antioksidan olduğundan vücudu korur ve yaşlanmayı da önler.

27.    

Her zaman az yemek yiyerek midenizin çalışmasına yardımcı olun. Midemiz hızlı yediğimiz için doyduğunu beyine geç haber verdiğinden fazla yemek yeriz ve midenin rahat çalışmasını önlemiş oluruz. Aşırı dolu mide, çalışmakta zorluk çeker ve sağlığımıza çok zarar verir.

28.   

Yavaş yavaş yiyin ve lokmanızı ağzınızda uzun uzun çiğneyin; dişlerin görevini mideye yüklemeyin. 

Hızlı yediğiniz zaman midemize aşırı bir yük biner ve midenin doğru çalışmasını engellemiş olursunuz.

29.   

Salatalarınızda zeytinyağı, sirke ve limon kullanın.

30.    

Her öğünde yüzde 45-50 karbonhidrat, yüzde 25-35 protein ve yüzde 20-30 yağ oranını korumaya çalışın.

31.   

Kesinlikle beyaz ekmek yemeyin... 

Her öğünde az miktarda kepekli ve lifli ekmek yiyin. Yaş mayayla yapılmış tam buğday ekmeği tavsiye edilir… 

Tamamen ekmek yememek doğru bir beslenme şekli değildir. 

Ekmek, temel karbonhidrattır ve de günlük beslenmemizde en az yüzde 45 - 50 arası karbonhidrat almak zorundayız.

Ekmeği şişmanlatıcı olarak göstermek de yanlıştır. 

Yüz gram tam buğday ekmeği 243 - 276 kalori enerjiye sahiptir. Oysa, un, yağ, şeker karışımı gıdaların yüz gramı 400 le 500 kalori civarında enerji vermektedir. Şişmanlık, daha çok fazla hareket etmeyip, şekerli besinleri, un, yağ, şeker karışımı tatlıları, un, yağ karışımı hamur işlerini, kızartmaları, yağlı etleri ve alkollü içkileri tüketenlerde görülür. Karbonhidrat almadığımız zaman vücudumuz kasları enerji kaynağı olarak kullanır. Bu durum ise sağlığımız için büyük tehlike oluşturur.Kasların enerji kaynağı olarak kullanılmaması için her gün yeterli miktarda ekmek ya da ekmek yerine geçebilecek karbonhidratlı besinleri yemek zorundayız. 

Vücudumuza enerji veren üç temel besin maddesi vardır. Bu besinler karbonhidrat, protein ve yağdır.

Ekmek yerine pilav veya makarna da yenilebilir. Ama, bunların yerine ekmeği seçerseniz; daha fazla lif, E vitamini, B vitamini ve mineral alırsınız. Tok kalma süreniz uzar, üstelik ekmek yağ içermez.

Tam buğday Ekmeği içinde E ve B Vitaminleri diğer ekmeklere göre daha zengindir. 

Tam buğday ekmeği, kalsiyum, demir, selenyum, magnezyum ve Çinko içerir. Tokluk hissi verir. 

Kan şekerini hızlı yükseltmez. Şeker hastalığını kontrol altında tutmaya, kan basıncının ve kolesterolün yükselmesini önlemeye, bağırsakları rahatlatıp kabızlığı gidermeye, kalın bağırsak kanseri riskini azaltmaya ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Antioksidan değeri yüksektir. Yaşlanmanın yavaşlamasına da yardımcı olur.

32.    

Geni değiştirilmiş, hormonlu ve suni gübreyle yetiştirilmiş gıdalardan uzak durun.

33.   

Açık havada otla beslenen doğal hayvan etlerini, serbest dolaşan tavuk ve rastgele amatörce tutulan balık etlerini tercih edin.

34.    

Çay ve kahvenize kesinlikle şeker atmayın. Gerekirse, az olmak kaydıyla glisemik indeksi düşük meyve kurusu kullanılabilir.

35.   

Kola gibi asitli ve tatlandırılmış meyve sularından da uzak durun. 

Midenizin asit dengesini etkileyecek yiyecek ve içecekler kullanmayın. Midemiz yediklerimizi ve içtiklerimizi ayrıştırıp vücudumuza yararlı hale getirebilmesi için birkaç tür salgı üretir. Bunlar, sindirim enzimleri, hormonlar, hidroklorik asit gibi sıvılardır. Bu yüzden dışarıdan yapılan müdahaleler midemizin salgı dengesini bozar. 

Günümüzde birçok insanın mide rahatsızlığı, doğal olmayan gıdaları yemeleri, asitli maddeleri içmeleri, hızlı ve aşırı yeme alışkanlığı yüzündendir.

36.   

Yemeği kısık ateşte pişirin.

37.   

Kesinlikle alkol kullanmayın. 

Alkol, kan şekerini yükseltir; insülin ve leptin direncini tetikler, beyin, kalp ve karaciğeri tahrip eder.

  • Cinayetlerin  : %85’i

  • Boşanmaların  : %80’i

  • Irza tecavüzlerin  : %50’i

  • Şiddet olaylarının  : %50’i

  • Trafik kazalarının  : %61’i

  • Eşlerini dövenlerin  : %70’i

  • İşe gitmeyenlerin  : %60’ı

Alkol kullananlardan oluşmaktadır.

Alkol, beyni 10 yılda %17 oranında küçültmekte ve bu oluşum gen yoluyla çocuklara da geçmektedir. 

Her alkol bağımlılığı bir kadehle başlar. Alkol bağımlılarının %80’i alkol alışkanlığına önce birayla başlamaktadır. Her kadeh sizi mezara biraz daha yaklaştırır.

38.   

Karbonhidratlı gıdaları azaltın. 

Karbonhidratlı gıdalar trigliserid denen kan yağlarını yükseltir. Kolesterolünüz de artırır.

39.    

Doğal olan, serbest dolaşan, özgür tavukların yumurtalarını yiyin. Ancak bu yumurtalar, zararlı yağ olan trans yağa dönüşmesin diye sarısı az pişirilerek yenmeli.

40.    

Kızartmalarda kullanılan ayçiçeği ve mısırözü yağı yüksek ısıda trans yağa dönüşür.

Trans yağlar vücudumuz için en tehlikeli olan yağlardır. 

Karaciğerin yağlanmasına neden olan bu yağlar kan yağlarını da yükseltir; kalp, damar hastalıkları, felç ve kansere de neden olur…

41.    

Doğal besinleri ve ev yemeklerini tercih edin. Mecbur kalmadıkça dışarıda yemek yemeyin…

42.    

Yemeklere atılan tuzu azaltın. Ekmek dâhil, yiyeceklerin çoğunda zaten tuz mevcuttur. Özellikle rafine edilmiş, muamele görmüş tuzlardan uzak durun. 

Uzmanlar, doğal olan kristal tuzları öneriyor.

43.   

Fastfood yiyeceklerden uzak durun.

44.   

Baharatlı gıdalar yiyin.

45.   

Yağda kızartılan yiyeceklerden uzak durun. 

Özellikle Yağda kızartılmış patates gibi gıda maddeleri yemeyin. Kızartmaların zararı yanında patatesin glisemik indeksi de yüksektir.

46.    

Sakız çiğnemeyin. 

Sakız, sindirim sistemini olumsuz etkilemektedir.

47.    

Şekerli (tatlı) maddeler yemeyin. 

Şeker, dişleri çürüttüğü gibi karaciğerimizin yağlanmasına ve sağlığımızın bozulmasına da sebep olur.

48.    

Çocuklarınızı sevindirmek için şeker ve şekerli çikolatalar alarak alışkanlık yaptırmayın. Çocukların daha küçük yaşlarda dişlerinin çürümesinin en büyük sebebi şekerli yiyecekleri yemeleridir. Ayrıca, dişlerin kuvvetlenmesi ve daha dayanıklı olması için çocukluktan itibaren sert ve şekersiz maddelerin yenilmesi gerekiyor.

49.   

İşlenmiş, muamele görmüş paketli gıdalardan uzak durun. 

Paketli veya şişeli koruyucu katılarak uzun ömürlü yapılmış ve işlem görmüş yiyecek ve içecekler almayın.

50.    

Akşam belli bir saatten sonra yemeyi kesin ve gece yemek yemeyin.

51.   

Tok karnına yatmayın. 

Şayet açsanız çok küçük bir kâse yoğurt, tahıl gevreği gibi hafif yiyecekler (karbonhidrat hariç) alabilirsiniz.

52.   

Bisküvi, kurabiye, kek, çikolata, şeker gibi tatlı gıdalar yemeyin. 

Özellikle, tatlılar insülin dengesini bozarak sağlığımızı tehlikeye sokarlar. Bu durum, aynı zamanda kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı bir etkendir. İnsülin direnci kırılmadan kilo verilmesi de mümkün olamaz.

53.   

Tatlı gıdalar, Patates, beyaz ekmek, beyaz pirinç, beyaz şeker, işlenmiş meyve suları, muz, krakerler, mısır cipsi, mısır gevreği, dondurma, çavdar ekmeği gibi glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durun.

54.   

Mısırdan elde edilen fruktoz ihtiva eden, mısır şurubundan yapılan ürünleri almayın. 

Meyve suları, asitli içecekler ve de bütün hazır gıdalarda kek, bisküvi, çikolata, şekerleme, baklava, tatlı türleri, tüm jöle ürünler ve benzerlerinde mısır şurubu yaygın olarak kullanılmaktadır. Besin üreticilerinin çoğu ucuz olduğu için normal şeker yerine mısır şurubunu tercih etmektedir. Oysa bu uygulama insan sağlığımıza zarar veriyor.

55.    

Beslenmenize rehberlik edecek olan glisemik indeks sıralamasına dikkat ediniz.

Glisemik indeksi daha düşük olan besinleri tercih ediniz… 

Glisemik indeksi ne olursa olsun bir seferde alınan gıdaların miktarının da az olmasına dikkat etmelisiniz.

YAŞAMA ŞEKLİMİZDE YAPILMASI GEREKEN ALIŞKANLIKLAR

56.    

Doğal gıda maddelerinden yeterince faydalanabilmeniz için temiz havaya ihtiyacınız var. Bu yüzden şehirlerden uzak muhitlerde yaşamalısınız. Aksi takdirde, alyuvarlarınız akciğerlerden yeterince oksijen alamaz ve gıda yanması yeterli olamaz. 

Karbondioksit, karbon monoksit, kükürt dioksit, kurşun gibi zararlı maddelerin içinde bulunduğu kirlenmiş hava şehirlerde daha yoğundur.
 Ayrıca, şehirlerdeki yüksek binalar rüzgârları engellediği için hava kirlenmesi daha fazla olmaktadır. Gürültü, trafik ve radyasyon yoğunluğunu da eklediğimizde stres ve sağlık sorunlarımızın şehirlerde artması kaçınılmazdır.

57.    

Akciğerlerinizi tam kapasiteyle çalıştırmak için nefes alma egzersizleri yapın

İnsanların çoğu doğru nefes almasını bilmez ve aldığı hava miktarı ciğerinin ancak 2/3’si kadar olduğundan vücuduna az oksijen gider ve vücut sağlığı riske girer.

Karnınızı şişirerek, diyaframdan nefes alın ve akciğerinizin 3/3’ünü havayla doldurun.

58.    

Gün içerisinde daha çok ayakta durmaya ve her gün en az 30 dakika yürümeye çalışın.

59.    

Asansöre binmeyin, merdivenleri kullanın. Bu fiziki antrenman vücudunuz için bir egzersiz oluşturur.

60.   

Her gün şınav, mekik, yoga, namaz, çevreyi dolaşmak, merdivenden inip çıkmak ve benzeri egzersizler yapın.

61.    

Her gün on beş - yirmi dakika güneşin zayıf anlarında mutlaka gün ışığına çıkın.

Vücudunuzun D vitaminine ihtiyacı var... Bunu en doğru şekilde güneş ışınlarından alabiliriz.

D vitamini bağışıklık sistemimiz için de çok önemlidir.Vücudumuz 200 den fazla doğal antibiyotik üretir. Bu antibiyotikler D vitaminiyle birlikte faydalı olabilmektedirler.

62.    

Uzun zaman güneşte durmayın. 

Güneş altına çıktığınızda vücudunuzu korumaya çalışın. 

Güneş ışınları cildin kendini yenileme sisteminin çalışmasına zarar vermekte ve böylece deri kanseri oluşumu riskini arttırmaktadır. 

Güneşten gelen ultraviyole ışınları kanser yaptığı gibi cildimizin yaşlanmasına da yol açar.

Güneş aynı zamanda gözlerimize ve DNA‘mıza hasar verir. Güneş, vücudumuzun bağışıklık sistemini de bozar.

Güneş ışınları sadece cilt hücrelerinize zarar vermez, cildinizin ana destekleri olan kalojen ve elastik lifleri de bozar.

Zaten günlük yaklaşık 4000 – 5000 ünite D vitaminini güneşten 15 - 20 dakikada alabiliyoruz. Bu miktar bize yeterlidir.

GÜNEŞLE İLGİLİ TAVSİYELER

  • Yazın güneş ışınlarının en dik olarak geldiği ve en çok zararlı ışın içeren 10.00 ile 17.00 saatleri arasında güneşe çıkmayın.

  • Güneşe çıkarken olabildiğince cildi güneş ışığından koruyabilecek, ışığı yansıtan beyaz giysiler giyin.

  • Güneşe çıkarken mutlaka Ultraviyole ışığı geçirmeyen nitelikte güneş gözlüğü kullanın.

  • Geniş siperli şapka veya şemsiye kullanın.

  • Yüksek faktörlü güneşten koruyucu kremler kullanılabilir. Beyaz tenliler için 50 faktör, diğerleri için daha düşük olabilir. Bu kremlerin de ultraviyole ışığı geçirmeyen nitelikte olması önemlidir. (Güneş koruyucu kremler, ancak 2.5 - 3 saat cildimizi güneşten koruyabilir.)

  • “Sağlıklı bronzlaşma” diye bir kavram yoktur. Bronzlaşmak zaten vücudun güneş ışınlarına verdiği bir tepkidir. Bronzlaşmak adına saatlerce güneş altında kalınmamalıdır.

  • Solaryumdan uzak durun. Teniniz koyulaştıkça kansere ve deri yaşlanmasına aday olmuş olursunuz.

63.    

Göz ve beden sağlığınız için televizyon ve bilgisayar karşısında uzun zaman oturmayın. İskelet sisteminizi deforme etmeden korumalısınız.

Vücudunuz bütün gün Televizyon veya bilgisayar başında oturmak için tasarlanmadı.

Oturduğunuz yerden kalkıp, hareket etmelisiniz.

64.    

Haftada bir kez hafif ağırlıklarla bütün vücut kaslarını güçlendirme egzersizleri yapın.

65.    

Her gün kendinize fiziksel çalışma yapacak bir meşgale bulun.

66.    

Stres her türlü hastalığa yol açar.

Stresiz bir hayat için maneviyata sarılın. Dua edin, meditasyon yapın, namaz kılın, pozitif düşünün.

Stresiniz yüksek olduğunda gözlerinizi 1,5 - 2 dakika kapatıp, derin nefes alın ve huzurlu bir yer hayal edin.

67.    

Gün içinde birkaç kez gülümseyin.

68.    

Fırsat buldukça beyninizi çalıştıracak bulmaca çözün; satranç, tavla, yap-boz gibi oyunlar oynayın.

69.    

Yaşınız ne olursa olsun kendinizi genç hissedin.

70.    

Bazı günler televizyon, cep telefonu ve internet kullanmayın.

71.    

Sigarayı kesinlikle bırakın. Yaklaşık 4 bin çeşit zehir taşıyan sigara ciğerlerinizi tahrip eder ve sizi yeterli oksijenden yoksun bırakır. Sigara sadece ciğerlerinizi tahrip etmez, vücudunuzun bütününü tehlikeye sokan sinsi bir düşmandır. Sigara uzun vadede sağlığınıza çok büyük zarar verir.

Günde bir paket sigara içiyorsanız her sene bir bardak dolusu sigara katranı vücudunuza girer…

Sigara içinde yaklaşık 4 bin zararlı madde vardır. Bunların en önemlileri:

  • 1-Radon    : Radyasyon.

  • 2-Metanol  : Füze yakıtı.

  • 3-Tolüen  : Tiner.

  • 4-Hidrojen Siyanür  : Gaz odaları zehri.

  • 5-Naftalin  : Güve kovucu.

  • 6-Amonyak  : Temizlik malzemelerine konan kimyasal madde.

  • 7-Nikotin  : Tütün bitkisi içinde bulunan bağımlılık yapan madde.

  • 8-Karbon monoksit : Araba egzozlarından çıkan öldürücü gaz.

  • 9-Katran  : Asfalt yapımında kullanılan zehirli madde.

  • 10-Aseton  : Boya sökücü olarak kullanılır.

  • 11-Kadmiyum  : Akü yapımında kullanılır.

  • 12-Bütan  : Çakmak gazıdır.

  • 13-Arsenik  : Fare zehri olarak kullanılır.

Sigaradan dolayı uzuvları kesilenler haricinde, Türkiye’de senede 120 bin insan sigara içtiği için ölmektedir. Dünyada ise her sene 5 milyon insan sigara nedeniyle ölüyor.

72.   

Kilonuza dikkat edin.

Her fazla kilo, sağlığınızı tehdit eder ve eklemleriniz üzerinde gereksiz bir yük bırakır.

73.   

Arada bir oruç tutun; vücudunuzdaki organları dinlendirin.

Aynı zamanda mideye bir şey gitmediği için insülin üretimi de duracaktır. Böylece leptin hormonunun devreye girerek yağlarınızın eritilmesi de sağlanmış olacaktır.

74.    

Formunuzu koruyun.

Yüzmek ve yürümek asla ihmal edilmemesi gereken egzersizlerdir.

75.    

Tansiyonunuzu takip edin.

Tuz, aşırı kilo ve stres, tansiyon riskini artıran faktörlerdir.

76.   

Kulaklıktan yüksek tonda müzik dinlemeyin; işitme kaybına yol açar.

77.   

Elektronik cihazlardan uzak durun.

Cep telefonuyla konuşurken, kulaklıkla konuşun ve konuşmalarınızı 25 saniye içinde bitirin.

78.    

Dişlerinizi günde en az iki kez fırçalayın. Daha fazla beyazlatan macunları almayın. Daha fazla beyazlatmak, dişlerinizin yıpranmasına yol açar. Özellikle, Kuvars, kum bileşenlerinden elde edilen katkılar çok tehlikelidir…

Mümkün mertebe sade ve doğal diş macunlarını tercih edin.

79.   

Yalınayak toprağa basın.

80.    

Her gün aynı saatte yatın ve her gün aynı saatte kalkın.

81.   

Uyuduğunuz odanın karanlık olmasına dikkat edin ve uyurken odanızdaki elektrikli bütün cihazları kapatın.

82.   

Yatağınızı iyi seçin. Ömrümüzün büyük bir kısmını yatakta geçirmekteyiz. Bu bakımdan yatak seçimi sağlığımız için çok önemlidir.

İnsan vücudu için ideal yatak, kişinin vücudunun doğal kıvrımlarına uyum sağlamalı ve vücudu her noktadan desteklemelidir. Bu desteği verirken de kan dolaşımını olumsuz etkileyecek baskı noktalarının oluşmasını engellemelidir.Ağırlığınız yatağa eşit dağılmalıdır. Düz ve sert bir yatakta omuz ve kalçanız yatağa daha fazla baskı yaparak ağırlık verdiğinden vücudunuzla yatak arasında boşluklar oluşur. Bu boşlukların doldurularak, vücudun her noktadan desteklenmesi vücut üzerinde eşit bir yük dağılımı sağlamalıdır. Aynen bir kayağın kar yüzeyine vücut ağırlığını yayarak karın üstünde batmadan kalması gibi… Visco (visko) yataklar vücudumuzun ağırlığını eşit olarak yatağımıza dağıtmaları açısından uygun bir yataktır.Sağlık sorunları olanlar ise uygun yatak tipini kendine göre seçmelidir.

83.    

Doğaya daha fazla zaman ayırmaya çalışın ve mümkünse şehir dışında yaşayın.

84.   

İlaç kullanımını en aza indirin; mümkünse hiç kullanmayın.

85.    

Mümkün mertebe ayakta durun, fazla oturmayın. Kendinize fiziki meşguliyetler bulun; kendi işinizi kendiniz yapın.

86.    

Mutlu olmaya çalışın. Mutlu olmayı başarabildiğiniz ölçüde, vücut sağlığınız da iyileşir.

87.    

Kendinize uygun arkadaşlarınızla zaman geçirin.

88.    

Stresli, sinirli ve bencil insanlardan uzak durun.

89.    

Paylaşan bir insan olmaya çalışın.

Hayır yapın ve daima veren el olun.

90.   

Kin ve öfkeden arının. Diğer insanları da af etmesini bilin.

91.    

Her gün bir miktar kitap okuyun.

92.    

Tok karnına spor ve banyo yapmayın.

93.   

Soğuk duş alın.

Soğuk duş, kan dolaşımınıza yardımcı olur.

94.    

Temizliğinden emin olmadığınız havuz veya deniz suyuna girmeyin.

95.   

Jel ve şampuan kullanmayın.

Banyo ve lavabolarınızda katkısız doğal sabun kullanın.

96.  

Parfüm ve makyaj malzemelerinden uzak durun.

Cildinizi, saçlarınızı ve tüm sağlığınızı kimyasal maddelerden uzak tutun. Erken yaşlanmak istemiyorsanız makyaj yapmayın ve saçlarınızı boyamayın.

97.   

Günde bir kez büyük abdeste çıkmak, sağlığınız için önemlidir. Alaturka tuvaletler tercih edilmelidir. Doğal olan, çömelerek tuvalet ihtiyacını gidermektir.

Alaturka tuvalet uygulamasında dizler karın bölgesi üzerine baskı yaparak daha rahat ve tam boşalmayı sağlar. Bu tuvaletler doğal hayata en uygun olanlarıdır. Uzmanlar, alaturka tuvaletlerin kabızlık, reflü ve hemoroit gibi hastalıkların azaltmasına da fayda sağladığını belirtiyor.

98.   

Sentetik ürünler kullanmayın. Petrol ürünlerinin tümü sağlığımıza zarar verir.

Pamuklu, yünlü ve doğal deriyle yapılmış eşyaları tercih edin. Sivri burun ve yüksek topuklu ayakkabılar giymeyin. Bu tip ayakkabılar ayak şeklinizi bozduğu gibi omurganıza da zarar verir. Ayak şekline uygun geniş, rahat ve yumuşak ayakkabıları tercih edin.

99.   

Evinizde plastik, lastik, teflon, alüminyum ürünleri kullanmayın.

Paslanmaz çelik, porselen, ahşap ve cam eşyalar kullanın.

100.   

Ev içerisinde ayakkabı giymeyin. Evinize dışarıdan mikrop taşımayın, Eve girdiğinizde ellerinizi doğal sabunla yıkayın.

Günü üçe bölün. 8 saat ekonomi için çalışın, 8 saat uyku ve istirahate zaman ayırın. Geri kalan 8 saati ise sosyal ve kültürel faaliyetlerinize ayırın.

Raşit Anaral

dikGAZETE.com 

Facebok’ta paylaş/ beğen: 
 
:
YouTube’da abone ol: 
 
:
Twitter: 
 Takip et...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.