Bir şeyden eminim, Adalet... 

Bu dünyada alınmış her nefesin bir hesabının olduğundan eminim.
  Kafamı kurcalayan bir soruydu ne zamandır.

Mükemmel ebeveynlerden doğanlar, servet içinde boğulanlar, çok büyük yetenekler ile doğanlar, "IQ"su 200'ün üstünde olanlar... 
"Bu kadar kolay mı hayat, dostlar!.." diye haykırıyordum içimden...

Ve cevap bekliyordum, içimde; sesli ya da sessiz...
 

Kimimiz çok fakir doğuyorduk, yokluklar içinde, ve sonunda hayatın usta başı oluyorduk.
 

Kimimiz servetler içinde doğuyorduk, varlıklar aleminde. Ve şeytanın kuklası oluyorduk.
 

Kimimiz milyon dolarlarından bir doları sokaktaki bir yetime vermekten acizken, kimimiz cebindeki son parayla aldığı, "paketi tebessüm olan" bir ekmeği paylaşıyordu, açlıktan kıvranan bir yetimle.
 

Kimimiz dünyanın en sefih toplumlarında yaşayıp, ona inat esfel-i safilin'den Everest'e tırmanıyorduk.
 

Hakikati seçen insanların tek bir ortak paydası vardır: Acı...
 

"Acı, karakteri inşa edendir" dedikleri şey bu olsa gerek.
 

Acı, bizi olgunlaştıran bizi biz yapan başarılarımızın ve güçlü dostluklarımızın arkasında duran en büyük etkendir.
 

Bir gerçek varsa o da; hakikatin imkanla veya şansla alakası olmadığıdır.
 

Acı, uranyuma benzer! Kötüye kullanırsan kilometrelerce yarıçapa yayılan bir nükleer bomba da olabilir. Ya da hayra kullanılırsa, bir enerji kaynağı görevi de görebilir.
 

Hakikat ise kurşuna benzer! Uranyum, istediği kadar yakıcı ve yıkıcı olsun hakikat duvarına çarpınca yok olan yalanlar gibi, kurşun duvarlara çarpınca yok olur, söner, biter.
 

Acı ve sıkıntı dolu günlerde şöyle cümleler işitmişizdir, hepimiz;
  ''Metin ol güzel günler yakında''  Öylesine basit bir teselli için söylenmez bu sözler, savaşılanın uğrunda inancın göstergesidir. 

Sıkıntıların en zirvede olduğu zaman, bizim de zirveye en yakın olduğumuz andır aslında.
 

Umudumuzu kaybetmeden tırmanabilirsek şayet; merdivenin son basamağına ayağımızı atıp elimizi de taşın üstüne koyup, kendimizi yukarı çekerek "ALLAHU EKBER" diye bağırıp o bayrağı surların en tepesine 572 yıl dalgalandırmak üzere dikebilirsek şayet, o zaman vücuduna kaç tane ok saplanmış, kaç saniyelik ömrün kalmış aldırmazsın bile...
 

Yüzünde bir tebessüm ile gözlerini kapatıp şahadetle beraber, şehit mertebesine erişirsin.
 

İnandığımız şeyler uğruna savaşmak...
 

İnandıkları uğruna savaşmayan insan, canlı bir cesede benzer.

Bu uğurda yapman gereken tek birşey var o da yürümek.

Yere düşebilirsin, sıkıntı yok arkana da bakabilirsin ama hedeflerini unutmadan sonra önüne bakarak koşmalısın şimdi bu sonsuzluk yolunda!.. 

Haydi durma; bir an önce harakete geç!

                                                                                                                                                                                                                                                                             

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.