07 Haziran 2017 Çarşamba 16:32
27 Okunma
ÖKK'deki darbe girişimi davasında itiraf

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Gölbaşı'nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığını (ÖKK) ele geçirme teşebbüsüyle ilgili davanın sanıklarından eski astsubay Yasin Deribaş, darbe girişimi gecesi TÜRKSAT'a baskına giden ve o gece ölü ele geçirilen ÖKK mensubu Ercan Şen'in kendisini arayarak, 15 Temmuz gecesi Or-An lojmanlarına gelmesini istediğini ancak gitmediğini ve "bu çağrının darbeyle alakalı olabileceğini aklının ucundan geçirmediğini" ifade etti.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki 69 sanıklı davada savunmasını yapan tutuklu sanık Deribaş, FETÖ/PDY ile ilişkili olduğunu kabul etti.

Deribaş, "15 Temmuz'a kadar dini bir cemaat olarak gördüğü yapıyla, ayda bir ya da iki kez dini sohbet ve ibadet için görüştüğü"nü belirterek, "Dershane vasıtasıyla tanıştığım bu yapıyla ilişkim fasılalı olarak devam etti. Bu zaman zarfında herhangi bir kötülüğünü görmediğim bu yapı, aileme saygılı olmamı, kötü alışkanlıklardan uzak durmamı öğütlemişlerdir." diye konuştu.

"Bu hain yapının çökertilmesi için bildiği her şeyi anlatmaya hazır olduğunu" belirten Deribaş, şunları kaydetti:

"15 Temmuz'dan 2-3 gün önce benimle ilgilenen Hüseyin adlı kişinin abisi konumundaki Tahir ve Nesimi adlı kişiler evime geldiler. 2-3 gün içinde birliğimden birinin evime geleceğini söylediler, görüşmemi istediler. ÖKK'da Beslenme ve Servis Takımı Kısım Komutanı Ercan Şen beni arayıp, görüşmek istedi. 15 Temmuz'da, 21.30 gibi kıyafetlerimi alarak Or-An lojmanlarının orada olmamı söyledi. Sebebini kendisinin de bilmediğini, sadece orada olmamız gerektiğini söyledi. Benden bu zamana kadar hiçbir şey istememiş bu cemaatle ilgili bunu garipsedim. Bu garipliği cemaat toplantılarına gittiğimiz Halil Kuş'a aktardım. Bu çağrının darbeyle alakalı olabileceği aklımın ucundan geçmedi."

"Televizyondan öğrendim"

Deribaş, "Ben sadece 'askeri kıyafetini al gel' sözünden darbeyi nasıl anlayabilirim?" diye sordu.

FETÖ/PDY'ye ait olan Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyon kanalı kapatılırken insanların sakin biçimde protestoda bulunduğunu, "taş, pet şişe dahi atmadığını" anlatan Deribaş, "Daha önce en küçük bir şiddet olayını görmediğim bu cemaatten kesinlikle kötü bir şey beklemiyordum. Bilseydim, kendimi yakmak pahasına durumu sıralı amirlerime bildirirdim." dedi.

Olay akşamı Halil Kuş ile beraber kışladan ayrıldıklarını, Ercan Şen'in söylediğinin aksine yanına askeri kıyafet almadığını ifade eden Deribaş, "Yolda Ercan Şen beni arayıp, 'Saat 20.00 gibi emniyetin orada buluşup, beraber gidelim' dedi. Ben de ısrarını önlemek adına 'tamam' dedim. Halil ile yemek yedik. Saat 19.30 gibi Ercan Şen'i arayıp, gelmeyeceğimi söyledim. Biz yine AVM'lerde zaman geçirdik. Ankamall'de, AVM'den dışarı çıkmadık. Evdeyken herkes gibi olayları televizyondan öğrendim." beyanında bulundu.

Deribaş, 16 Temmuz'da nöbetçi olduğu için erken saatlerde kışlaya gittiğini, 28 Temmuz'a kadar görevine devam ettiğini belirtti.

"Kuş ve Kuru ile cemaat sohbetlerine katıldım"

İddianamede bildiklerini Halil Kuş'a anlatmasının darbe hazırlığı olarak görüldüğünü ifade eden Deribaş, Ercan Şen'in kendisine darbe girişiminden bahsetmediğini kaydederek, şunları söyledi:

"Halil Kuş ve Muhsin Kuru ile cemaat sohbetlerine katıldım. Kuş, cemaatle ilişkisinin benim davetimle olduğunu, bir iki kez sohbete katıldığını, kendisiyle ilgileneni tanıyamayacağını anlatmıştır. Suça karışmadığını bildiğim birinin gerçekleri neden sakladığını anlayamıyorum. Bana iftira atmasını yakıştıramıyorum. ÖKK'ya atandıktan bir süre sonra benimle ilgilenen Hüseyin ile bizzat Halil'in evinde tanıştırıldım. Gerek onun, gerek benim, nadiren Hüseyin'in evinde görüşerek, dini sohbetler yaptık. Muhsin tim personeli olduğu, görevlere gittiği ve askeri lojmanda oturduğu için onunla görüşmedik.

Ben vatanına, milletine, bayrağına aşık biriyim. 15 Temmuz'a kadar gayet modern giyinen, ilimle, bilimle alakalı, Türkçeyi dünya dili haline getirmek için çaba harcayan, sağ veya sol birçok siyasetçi tarafından takdir gören bu yapının Meclis'i bombalayabileceğini, halkı öldürebileceğini, darbeye teşebbüs edebileceğini birçok devlet büyüğümüz gibi ben de tahmin edemedim. Ama bu yapıya himmet vermedim. Bank Asya hesabım yok. ByLock kullanmadım. Demek ki ben güvenmedikleri, sadece ilgilendikleri biriyim. TSK içinde herhangi bir cemaatle ilişkisi olan biri terör örgütü üyesi olarak tutuklanmalı mı? Onların cemaatinin yarın akşam kalkışmaya kalkmayacağının garantisi var mı? Darbe sırasında evimdeydim, hiçbir katkım olmadı. Darbeyi kesinlikle lanetliyorum. Bunun darbe olduğunu bilerek kendi silah arkadaşına, polisine silah doğrultanları lanetliyorum."

Sanık avukatı Emir Yakın da müvekkilinin doğruları tereddütsüz söylediğini ifade ederek, tahliye talebinde bulundu.

TÜRKSAT baskını iddianamesinde Ercan Şen

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, darbe girişimi sırasında Gölbaşı'ndaki TÜRKSAT yerleşkesine giderek, yayınları kesmeye çalışan 5'i sivil 16 kişi hakkında hazırladığı iddianamede, Yasin Delibaş'ın kendisini aradığını söylediği Ercan Şen'in, İsmail Donat, Ersan Kuluçlu, Fatih Arslan ve Osman Kemal Küçük ile birlikte, bu sırada kuruma gelen TÜRKSAT Tesisler İşletme Direktörü Ahmet Özsoy, güvenlik amiri Ferhat Derecik ve şirket görevlisi Ali Karslı'nın bulunduğu araca ateş ettikleri, Özsoy ve Karslı'nın olay yerinde şehit edildikleri, Derecik'in ise yaralandığı belirtiliyor.

Şen'in, TÜRKSAT'tan kaçarken yağmaladığı otomobilde ölü ele geçirildiği, bacaklarının arasında ise M16 marka A2 model tüfek bulunduğu kaydediliyor.

Muhabir: Barış Kılıç

dikGAZETE.com
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.