06 Haziran 2017 Salı 17:07
29 Okunma
FETÖ'den Ergenekon sanıklarına

ANKARA

Ankara'da, yargıdaki Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) ilişkin ifade veren gizli tanık "Adem", Ergenekon yargılaması sürdüğü dönemde, o sırada Sarıyer Başsavcısı olan İbrahim Ethem Kuriş'in evinde karşılaştığı ve öğretmen olduğunu söyleyen bir kişinin kendisine, hasta sanık Fatih Hilmioğlu ile ilgili, "Bizim hocamız ve büyüğümüz bunları vatan haini olarak görüyor ve 'İçeride çürüsünler' diyor. Biz de onları öyle görüyoruz" dediğini bildirdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının eski HSYK Üyesi Ömer Köroğlu hakkında hazırladığı iddianamede, FETÖ/PDY'nin yargıdaki yapılanmasından bahsedilirken, örgüt mensuplarınca "proje, soruşturma ve kovuşturmaların üretildiği" kaydedildi.

İddianamede, "FETÖ/PDY Terör Örgütü i̇le Bağlantılı Bazı Soruşturma ve Kovuşturma Dosyalarının Anlatımı" başlığı altında, "Adem" adlı gizli tanığın 12 Ağustos 2016'daki ifadesi kısmen aktarıldı.

Buna göre gizli tanık "Adem", Ergenekon davası sırasında ciddi sağlık sorunları ortaya çıkan sanıklar emekli albay Arif Doğan ve eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu'nu dava sürecinden önce tanıdığını belirtti.

Hilmioğlu'nun annesi, eşi ve çocuklarının, cezaevi ziyaretlerinde zorluk çıkarıldığı gerekçesiyle kendisinden yardım istediklerini ifade eden gizli tanık, cezaevi savcılarıyla birkaç kez görüşerek, sıkıntının aşılmasını sağlamaya çalıştığını anlattı.

Karaciğer rahatsızlığı olan Hilmioğlu'nun ailesinin, onun uygun bir hastaneye sevk edilmesini istediğini kaydeden "Adem", Beşiktaş Adliyesindeki özel yetkili hakim ve savcıları ziyarete gittiğinde, ciddi rahatsızlığı bulunan Hilmioğlu'nun tedavisinin cezaevi ve Silivri dışında uygun bir hastanede sağlanıp sağlanamayacağını sorduğunu bildirdi.

Gizli tanık "Adem", Albay Arif Doğan'ın da ciddi hasta olduğunu ve bu şahısların tahliye olmak için numara yapmadıklarını hakim ve savcılara söylediğini ifade ederek, şu beyanı verdi:

"Sanırım benim konuşmalarım duyulmuş olacak ki şahsen tanıdığım Sarıyer Başsavcısı İbrahim Kuriş (eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı) beni bir gün evine kahvaltıya çağırdı. Davetine uydum ve evine gittim. Birlikte kahvaltı yaparak, sohbet ettik. Ben kalkmak üzereyken eve başka bir şahıs geldi. İbrahim Kuriş ev sahibi olarak beni bu şahısla 'Samet Bey meslekten değildir' diyerek tanıştırdı. İbrahim Kuriş oturduğumuz salondan mutfağa geçtiğinde Samet ismiyle tanıtılan ve soy ismi söylenmeyen bu şahıs bana 'Biz sizi gıyabınızda tanıyoruz. Silivri'de olduğunuzu da biliyoruz. Yeriniz önemli. Orada meslektaşınız olan Ergenekon yargılamasını yapan özel yetkili hakim ve savcılar, avukatlar tarafından yapılan hakaretlerden dolayı sıkıntıda. Bunlarla ilgili dava sanırım size gelecek. Eğer gelirse bunları hızla bitirmeniz ve mahkumiyet vermeniz özel yetkili hakim ve savcıları rahatlatır' dedi.

Yine bana 'Mahkemedeki arkadaşlarla Hilmioğlu'nun ailesi ile ilgili sanırım görüşüyormuşsunuz. Bizim hocamız ve büyüğümüz bunları vatan haini olarak görüyor ve 'içeride çürüsünler' diyor. Biz de onları öyle görüyoruz' dedi. Bu konuşmadan çok rahatsız oldum. 'Sizin mesleğiniz ne? Bunları nereden biliyorsunuz?' dedim. 'Ben özel bir okulda çalışıyorum. Ama birçok meslektaşınız ile arkadaşız. Bilgim oradan ileri geliyor' dedi. Ben ayrılmak için kalktım. İbrahim Kuriş'ten müsaade istedim. Zaten bu konuşma olurken yanımızda değildi."

"Sen fazla karışma, bırak içeride çürüsünler"

Gizli tanık bu olaydan bir süre sonra Hilmioğlu ile ortak tanıdıkları olan Prof. Dr. Mustafa Gündüz'ün kendisini ziyaret ederek, "Hilmioğlu'nun sağlık durumunun ağırlaştığını, bu durumun ciddiyetinin taleplere rağmen mahkemede dikkate alınmadığını" söylediğini belirtti.

Buna üzüldüğünü ve Ergenekon davasında duruşma savcısı olarak görev yapan Mehmet Ali Pekgüzel'e durumu aktardığını bildirerek, "O da bana 'Mahkeme tahliye ve tedavi taleplerini değerlendirir. Sen fazla karışma. Bırak içeride çürüsünler' dedi. Başka da herhangi bir konuşma olmadı" beyanını verdi.

İddianamede, gizli tanık "Adem"in beyanının sonunda, "Soruşturma ve kovuşturma süresinin, FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütünün talimatlarıyla yargı ve kolluk görevlileri içinde bulunan mensupları vasıtasıyla yönlendirildiği ve sözde hukuk eğitimi almış yargı mensuplarının örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için hukuku ayaklar altına almaktan çekinmedikleri gibi, aldıkları talimatları irdeleme, değerlendirme, tartışma iradeleri olmaması nedeni ile vicdanları da ayaklar altına almaktan çekinmemişlerdir" ifadeleri yer aldı.

dikGAZETE.com
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir