});
16 Eylül 2017 Cumartesi 12:22
19 Okunma
Akıncı Üssü davasında 27 celsede 31 sanık savunma yaptı

ANKARA

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı belirlenen Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 sanığın 1 Ağustos'ta başlanan yargılamalarında 27 celse tamamlandı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsündeki salonda yapılan duruşmalarda savunmaları dinlenen sanıklar, inkar taktiğine devam etti.

Savunmalarında genellikle ilk ifadelerini reddeden sanıkların, "hatırlamıyorum", "bilmiyorum" şeklindeki yanıtları ve görüntü ya da ses kayıtlarını kabul etmemeleri şeklinde savunma taktiği izledikleri dikkati çekti.

Duruşmalarda inkar stratejisi uygulayan sanıkların yalan beyanları üzerine zaman zaman şehit ve gazi yakınlarının tepki göstermesi gerginliğe neden oldu.

Davanın ilk hafta duruşmalarında, davanın en önemli sanıklarından Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Akın Öztürk savunmalarını yaptı.

Duruşmaların ikinci haftasında, Yurtta Sulh Konseyi üyeleri Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancık, Mustafa Barış Avıalan, Murat Koçyiğit, Bilal Akyüz ve Mehmet Dişli'nin savunması alındı.

Davanın üçüncü haftasındaki duruşmalar, 8 sanığın daha savunmasının alınmasıyla tamamlandı. Duruşmalarda, sanıklar inkar taktiğine devam etti. Akıncı Üssü'nde 143. Filo koridorunda sivil imamlar Harun Biniş ve Kemal Batmaz ile görüntüleri bulunmasına rağmen bu kişileri tanımadıklarını iddia eden bazı sanıklar, görüntülerle ilgili soruları genellikle "hatırlamıyorum" diyerek geçiştirdi.

Eski Kurmay Binbaşı Osman Doğan, darbe gecesi Akıncı Üssü'ne çağrıldığı, telefonunu şarja taktığı ve burada unuttuğunu ileri sürerek, darbecilerle gerçekleştirdiği iddia edilen telefon görüşmelerinin başkalarınca yapıldığını savundu. Darbe girişimi gecesi Çankaya civarında gece saat 04.00'e kadar telefonun baz verdiği belirtilen sanık Muzaffer Düzenli'nin "Çocuğuma okul bakıyordum." gerekçesi de dikkati çekti.

Dördüncü hafta duruşmaları

Davanın dördüncü hafta duruşmalarında, darbe girişimi gecesi alıkonulan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'a, "Sizi kanaat önderimiz (Fetullah Gülen) ile görüştürebiliriz." dediği kaydedilen eski 4. Ana Jet Üs Komutanı Hava Tuğgeneral Hakan Evrim, 2 gün savunma yaptı. Evrim, böyle bir ifadenin ağzından çıkmadığını iddiasında bulundu.

Dördüncü hafta savunma yapan Akıncı'nın "baş FETÖ'cüsü" olmakla suçlanan sanık eski Albay Ahmet Özçetin ise darbeci pilotlara Ankara'daki çeşitli noktaları bombalama emri verdiği konuşmaları hatırlamadığını savunarak, "Konuşmaların bana ait olup olmadığını bilmiyorum. Bana ait olsa bile hangi şartlarda gerçekleştiğini hatırlamıyorum." dedi.

Davanın 8 Eylül'deki duruşmasında, sanık eski üs komutanı Hakan Evrim'in, Ali Durmuş'un yaptığı savunmanın ardından 16 Ağustos'ta saat 21.00'de cezaevindeki odasından diğer odalara doğru yaptığı konuşma tutanak altına alındığı ortaya çıktı.

Son hafta savunmalar

Akıncı üssü davasının beşinci haftası, 11 Eylül Pazartesi günü yapılan 23. celseyle başladı. Duruşmada, oğlu darbe girişimi sırasında bazı komutanların İstanbul'dan Akıncı Üssü'ne kaçırılmasında görev yapan ve darbe sonrasında 17 Temmuz'da firari Adil Öksüz'e ait telefondan aranarak 3 kez görüşme yaptığı belirtilen sivil sanık Hasan Balcı'nın çapraz sorgusuna devam edildi. Hakkındaki iddiaları reddeden Balcı'nın ardından suç tarihinde yüzbaşı rütbesiyle görevli sanık Mustafa Mete Kaygusuz savunma yaptı.

Duruşmada daha sonra, suç tarihinde Akıncı'daki 143. filoda F-16 pilotu olarak binbaşı rütbesiyle görev yapan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığına bomba atılması için lazer poduyla işaretleme yaptığı, TBMM'de nerelere bomba atılacağını tarif ettiği belirtilen sanık Mustafa Azimetli'nin savunmasına geçildi.

Suç tarihinde 143. filo komutanı olarak görev yapan ve sanıklardan Ekrem Aydoğdu ile F-16 kullanarak bombalanması için Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığını lazer poduyla işaretleyen sanık eski Binbaşı Azimetli, "O gün filo benim değildi, silahlı kişilerce işgal altındaydı. Bir süre sonra komutam kalmadı. O gün ne hukuken ne fiilen ben filo komutanı değildim. Çünkü filom, fiilen ele geçirilmişti ve emir komuta vereceğim kimse yoktu." şeklinde savunma yaptı.

Azimetli'nin ardından darbe girişimi gecesi TBMM'yi bombalayan pilotlardan Akıncı'daki 4. Ana Jet Üs Komutanlığında görevli eski hava pilot kurmay yarbay Hasan Hüsnü Balıkçı savunma yaptı.

Külliye'yi bombalayan pilot

Davanın 13 Eylül'de yapılan 25. celsesi, darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin bombalanması emrini veren ve o gece ilk uçuşu yapan sanık eski Pilot Kurmay Binbaşı Mehmet Fatih Çavur'un savunmasıyla başladı.

Savunmasına hazırlık aşamasında verdiği ifadeleri reddederek başlayan Çavur, düşman unsurlarına gözdağı vermek için 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanlığı karargahı üstünde uçtuğunu iddia etti.

Çavur, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ilişkin "Ak Saray'ın camlarını indirin." dediği yönündeki beyanını da yalanladı.

Çavur'un ardından aynı gün darbe girişimi günü Akıncı Üssü'nde plan astsubayı olarak görev yapan sanık Ahmet Taşhanlıoğlu savunma yaptı. Havanın sıcak olması nedeniyle bayrak töreninin önceki günlere göre daha erkene alındığını, tören sonrası özel aracıyla üsten ayrılarak evine gittiğini öne sürdü.

"Akın Öztürk, 'İsrail bizi sattı.' dedi"

Savunmadan sonra Mahkeme Başkanı Selfet Giray, dava dosyasına gelen evrakları okudu.

Başkan Giray, eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümgeneral Cevat Yazgılı'nın darbe girişiminden sonra gözaltında bulunduğu sırada yaşadıklarına ilişkin tanık sıfatıyla verdiği ifadenin bir nüshasının dosyaya dahil edildiğini söyledi.

Darbe girişiminin ardından gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Yazgılı, dosyaya giren yazılı ifadesinde, gözaltında olduğu Ankara Emniyet Müdürlüğünde davanın bir numaralı sanığı Akın Öztürk'ün de aralarında bulunduğu üst düzey rütbelilerle aynı yerde kaldığını belirtti.

Yazgılı, yazılı beyanında, sanıklar Akın Öztürk, Aydemir Taşçı, Kemal Mutlu ve tanımadığı başka bir rütbeli ile sorgulama aşamasına kadar bir arada kaldıklarını kaydederek, "Başımızda polisler olduğu için Akın Öztürk ile sohbet etme imkanı bulamadım. Akın Öztürk bir ara benim de duyabileceğim bir şekilde kendi kendine ‘İsrail bizi sattı’ dedi. Bu sözü Kemal Mutlu da duymuş olabilir. Bu sözü duyduğumda darbe girişiminde dış güçlerin parmağı olduğunu düşündüm." ifadelerini kullandı.

İfadenin okunması üzerine söz alan sanık Akın Öztürk, Yazgılı'nın aleyhindeki beyanlarını kabul etmediğini dile getirerek, "Böyle bir konuşma geçmiş ise duyulacak kadar Kemal Mutlu yakınımdaydı, ona da sorulsun. Zinhar itiraz ediyorum. Aydemir Taşçı da oradaydı, ona da sorulabilir." dedi.

Davanın 15 Eylül'de yapılan 27. celsesinde eski tümgeneral Yazgılı'nın, Akın Öztürk'ün, gözaltındayken, "İsrail bizi sattı." dediği iddiası, yanlarında bulunduğu belirtilen diğer sanıklara soruldu.

Mahkeme Başkanı Giray, sanık Kemal Mutlu'ya söz verdi. Mutlu, gözaltı sürecinde emniyetin spor salonunda Akın Öztürk ile kaldıklarını ifade ederek, "Akın Öztürk kesinlikle böyle bir ifade kullanmamıştır. En önde durduğumuz için polisler başımızı bile yukarı kaldırtmıyordu. Konuşmak mümkün değildi. Kesinlikle böyle bir ifade kullanmadı." iddiasında bulundu.

Diğer sanık Aydemir Taşçı da salonda kafalarını yukarı kaldırmalarının bile yasaklandığını, bu nedenle konuşmalarının söz konusu olamayacağını savunarak, "Kaldığımız zaman zarfında bazı kişiler zaman zaman uyuyordu, Yazgılı da bir ara uyumuştu. Ortamın şartları nedeniyle uyumadım, böyle bir konuşma kesinlikle olmadı." şeklinde konuştu.

Mahkeme Başkanı Giray'ın, "Aranızda konuştuğunuzu söylemiyor, 'Akın Öztürk kendi kendine söylendi.' diyor." şeklindeki sözleri üzerine Taşcı, "Duymadım. Kesinlikle böyle bir konuşması olmadı." ifadelerini kullandı.

Duruşmanın son günü, müşteki ve sanık avukatlarının beyanlarının ardından Mahkeme Başkanı Giray ara kararları açıkladı.

Ara karar

Ara karar için mütalaasını veren duruşma savcısı, sanıkların tamamının tutukluluk halinin devamını istedi.

Müzakerenin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, savunması alınan bazı sanıklar bakımından dava dosyalarının ayrılması veya diğer mahkemelerde görülen dosyalarla birleştirilmesi yönündeki talebi reddettiklerini bildirdi.

Sanıklardan Bilal Akyüz'ün reddihakim talebine ilişkin dilekçesiyle duruşma tutanaklarının değerlendirilmesi için Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar veren heyet, Hava Kuvvetleri Komutanlığınca sanıklar hakkında düzenlenen idari tahkikat raporlarının istenmesine de hükmetti.

Çekilen ve azledilenler nedeniyle müdafisi olmayan sanıklara avukat atanması için Ankara Barosuna yazı yazılmasını kararlaştıran heyet, avukat Ayten İzmirli'nin duruşmanın naklen yayınlanması, aksi takdirde yayın yasağı getirilmesine yönelik talebini de "yasal dayanağı oluşmadığı" gerekçesiyle reddetti.

Sanık Fetullah Gülen hakkındaki yokluğunda tutuklama kararıyla aralarında Adil Öksüz'ün de bulunduğu firari sanıklar hakkındaki yakalama kararının infazı için yazılan müzekkerelerin cevaplarının beklenmesine hükmeden mahkeme, Gülen'in iadesi ile kırmızı bültenle aranan sanıklara ilişkin yazıların cevaplarının da beklenmesi yönünde karar verdi.

ByLock listesinde yer alan sanıklara ilişkin BTK'ya yazı yazılmasına hükmeden mahkeme heyeti, sanıklardan Astsubay Ahmet Taşhanlıoğlu'nun mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulundurarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını kararlaştırdı.

Heyet, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek, duruşmayı 9 Ekim-17 Kasım tarihlerinde görülmek üzere erteledi.

Muhabir: Aylin Sırıklı, Serdar Açıl

dikGAZETE.com
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.