Ayağa gelen kısmeti geri tepmedi Beşiktaş. Rakip Galatasaray olunca da bu kısmetin bereketi daha da arttı.

Ne de olsa bir derbi mücadelesi! Ne de olsa Avrupa’nın olmadığı yerde Ligin zirvesi vardı!...

         Hal böyle olunca da resmen Kartal'ın ‘kısmet’i kaçınılmazdı. Av, ayağa düşünce geriye ‘altın’ değerinde üç puan için ‘el ovuşturmak’ kaldı.

Bu kadar artıları varken, hayal kırıklığı en son seçenek olarak kalmıştır. Onu da başardı Kartal ve kaydettiği 2 golle Aslan’ı alt etti…

*

            Olimpiyat stadında elde edilen anlamlı galibiyette en büyük pay sahibi siyah-beyazlı ekibin yıldız isimleri oldu. Yıldızlar sadece maç kazandırmaz. Olası bir ‘felaketi’ de önleyen onlar olur…

Maçın geneline baktığımızda sahada istek ve arzulu olan ön plandaydı. Beşiktaş saha ve seyircinin önünde oynama avantajını iyi kullandı. 
        ‘Bu maç benim için toparlanma fırsatı, değerlendirmem gerek’ dedi ve dediğini de sonuca yansıttı.

 Apaçık gördük ki kazanmayı en çok isteyen ekip Beşiktaş’tı. 
         Mücadeleyi yöneten Mete Kalkavan’ın başlama vuruşu ile oyun üstünlüğünü ele geçiren ve rakip kalede daha çok gol arayan taraf oldu.

Madalyona bir de tersten bakalım...
       Beşiktaş kolay kazanmadığı gibi, Galatasaray’da kolay teslim olmadı. Böyle bir tablonun ortaya çıkmasında her iki ekibin ‘bariz’ hata ve ‘beceri’ gösteren oyuncuların payı oldukça fazlaydı.

*

Yılın son debi mücadelesinin neticesi üzerinde be önemli etken kaleciler oldu….

Brezilyalı kaleci Muslare olmasa, özellikle maçın ilk 45 dakikasında ‘çaresizliği’ yerine, hezimetini konuşuyor olacaktık. 
        Sadece ilk yarıda mı? Tabii ki 'hayır'.

Galatasaray’da Muslare ne kadar formasını ıslatıp, hak ettiği alkışı alıyor ise, diğer oyuncular da futbolun gerekliliğini yerine getirmek yerine, ‘çaresizleri’ oynamak gibi bir 'lükse' bürünüyor. 
        İlerisi adeta ‘potansiyel’ tehlike…

Buyurun istatistiklere bir bakın. Beşiktaş’ın girdiği gol pozisyonlarına bir göz atın. Evet bir Muslare faktörü olmasa sonuç ne olmazdı ki!...

Sadece Muslera’mı? Değil tabii. 
       Maçta önem kazanan diğer isim Beşiktaş’ın kalesini koruyan Günay. 
       ‘Tolga neden kalede yok (!) ’ tartışmalarının içerisinde öyle hatalı bir gol yedi ki ‘Olimpiyat Aslan’a umut oldu’ adeta….
       *

Bu nasıl bir ‘Aslan’ ise, sadece iki dakika sürdürdüğü bir umut.

Yıldız golcü dediğin çıkar sahneye, kalecilerin başarı ve başarısızlığını telafiye kalkışır. 
       Gecenin o isimleri mi? Gökhan ve Gomez… Kartal’ın hedefe uçuranlar….

Ne oldu şimdi? Hamzasını gönderen Galatasaray, kendi Mustafasının ‘denizinde’ yüzme becerisinden yoksun kaldı.

'Bu işin şansızlığı' anlayışı değil, beceriksizliği geriye kalıyor. 
        Böylelikle Heyecanın 23 öncesinde tükendiği, gerçeklerin ise zaman aşımından ‘masala’ dönüştüğü, bitik bir ruh hali de böylelikle onaylanmış oluyordu...

‘Ne olur canım! Madem Şampiyonlar Ligi yok, varsın Süper Lig’de olmayı versin!’ dersek kimse ne alınsın ne de gücensin. 
        Çünkü, UEFA efsanesinin günümüze esinlenen-uyarlanan mısralarında bu gerçekler okunuyor artık.

*****
       Twitter-facebook: ahmetgulumseyen

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir