15 Temmuz akşamı bir dönüm noktasıdır. Türkiye artık eski Türkiye olmadığını FETÖ projesini hazırlayanlara göstermiştir.
Hiç kuşkusuz bu zafer milletindir.
Bu millet ise bunca komploya rağmen nasıl bir arada durulduğunu tüm dünyaya göstermiş adeta bir ders vermiştir.
Bununla beraber devletin içine kene gibi yapışıp kanını emen bu yapıyı ancak millet sökebilirdi ve öyle oldu.
Sistemin beslediği bu yapıyı kazıyan halk, aslında tepkisini bir nevi de sisteme verdi.
Bu yüzden acilen faşizan, kontrolcü darbecilerin yazdığı anayasadan kurtulmamız gerekiyor.
İşte bu noktada bu sistemi kazıyacak kararlı bir mekanizma gerekiyor.
Bu mekanizma bu sistemi yıkıp yerine gerçekten devleti halka açan, sorun üreten değil sorun çözen, Toplum olma bilincini 15 Temmuz'da olduğu gibi her zaman her yapıda bir araya getiren bir mekanizma olmalıdır.
Şu an bu mekanizmayı gerçekleştirebilecek tek yapı
AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanımızdır.

            Levent Kırca diyor ki "Bak ben sizin Tayyip Erdoğan'a çok kızıyorum. Bana göre ülkeye çok zararlar verdi ama şu Fetullah belasından da Türkiye'yi başka hiç kimsenin kurtaramayacağını biliyorum. Bunlarla bir tek Tayyip baş edebilir. Başka türlü devleti örümcek ağı gibi sarmış bu çeteden memleketi 50 sene kimse kurtaramaz. Tek ben değil okumuş yazmış Atatürkçülerin hepsi bu gerçeğin farkında ama bu saatten sonra Tayyip'i de destekleyecek halimiz yok."
Realite ortada, devlet içine 1980'lerden sızmaya başlayan bu yapıyı ancak Tayyip Erdoğan ve millet birlikteliği kazıyabilir ve öyle de olacağına inanıyorum.
Lakin yerine konacak mekanizma doğru seçilmezse aynı senaryo tekrar karşımıza çıkabilir.

             Bugün karşımıza çıkan FETÖ, 1980'lerden başlayıp günümüze kadar süregelmiş bir sistemin çocuğudur.
Baskıcı rejimlerin, zayıf hükümetlerin, zayıf ekonominin, darbelerin, bozuk eğitim sisteminin harmanlanmasıyla doğmuştur.
Yargıya, orduya, eğitime, partilere, medyaya kısacası ülkenin her yerini işgal etmiş bu yapı, gücünü sistemden almaktaydı.
Dış güçler tarafından kontrol edilen FETÖ, ülke içindeki kurumları ele geçirerek algı operasyonu yapmak, Gülenist sapkın ideolojileri yayıp, ülke islamcılarına zarar vermek ve ülkenin gelişmesinin önüne geçmek için kurulmuştu.
Sistem tıkır tıkır işliyordu.
Peki ne oldu da darbeye kalkıştılar!
Bir-iki şehre 3-5 tane asker kılığında terörist yollamakla darbe yapılır mıydı!
Bence yapılmazdı.
Tek istedikleri vardı, AK Parti kadrolarını ve Cumhurbaşka'nı ortadan kaldırıp kaos yaratmak.
Bu kaos, Başkanlık Sistemi'ni ve Yeni Anayasa'yı unutturacak, ülke yine 20 - 30 yıl geriye gidecekti.
Ülke içinde gizlenmiş üniformasız FETÖ'cüleri de sahaya süreceklerdi.
Bu olmadı ters tepti, FETÖ projesi rafa kalktı.
Başka projeler peşine düşecekler ama geldiğimiz noktada bir zafer ve bu zaferin arkasında bir diriliş söz konusu.
Sokaklarda yığınla insan bu dirilişin arkasında devletin içindeki bu yapıyı kazımanın desteği içerisindeler.
Bu bir kırılma noktasıdır.
Hasta adamın iyileşme belirtisidir.

            Dikkatli olmamız gerekiyor, Gezi'de Türk polisine şimdi ise Türk askerine operasyon çekildi.
Bu algı operasyonuna riayet etmememiz gerekiyor.
Amaçları kaos.
Halkın orduya ve polisine tam güvenin oluşması için çalışmalıyız.
Eğitim sektörünü düzenlememiz ve ülke içindeki yapıları denetlememiz gerekiyor.
Şimdiye kadar devletin elini kolunu bağlayan bu yapı yok olacağına göre hükümet, şimdi çok büyük bir atılım ve yenilenme içinde olmalıdır.
Türkiye'nin ilacı reformdur.
Tekrar söylüyorum bu yapıyı sistem beslemiştir.
Reform olmazsa bu yapı, başka bir isimle tekrar karşımıza çıkacaktır.

Yusuf Dönmez, dikGAZETE.com