Olanlar…

Bir ilimizde; 16 yaşındaki kız öğrencisini taciz eden ve mağdurun babasına, "Şeriata gidelim, cezam ölüm de olsa razıyım" diye, mesaj çekiyor bir imam hatip lisesi öğretmeni!..

Uyuttuğu bebeğin kolunun üstüne kitap koyup, reklam yapıyor, her şeyi bilen(!) ‘bidon kafalı’ yazar!.. 

Bir beden eğitimi öğretmeni, körkütük sarhoş; haşa, Allah’a ve inananlara sövüyor!..

FETÖ’cü vali eskisi (Vali iken kraldı şimdi ağlak), Orhangazi Üniversitesi'nin yapılışına ilişkin Başbakan eski Yardımcısı Bülent Arınç ile eski bakan Faruk Çelik'in telefonla sık sık arayarak, kendisinden sanıklardan bazılarına yardımcı olunmasını istediğini söyleyip; dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun kendisine belediye başkan adaylığı teklifini açıklıyor!..

Bülent Arınç, o dönemden sonra parti genel başkanı ve bazı isimlerle söz düellosuna girip; “Yıkmaya çalıştığınız çınarın gölgesinde, güneş görmemiş daha birçok hakikat gölgeleniyor” türü üstü kapalı tehditler savurmuştu!..

Bugün oğlu milletvekili!..

Yine FETÖ’cü eski bir bürokrat; Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nu suçlayarak; “Akın İpek’in otelinde herkes kaldı” diyerek; “bana emir verenler nerede?” şeklinde soruyor!..

Diğer yandan; FETÖ’cülerin gazetesine abone olmuş, bankasına para yatırmış, zengin olmayan insanlar içeride tutulurken; örnek; FETÖ’nün içinde yer alan her türlü ekonomik destek veren yağ fabrikası sahibi kefaletle serbest kalabiliyor!.. 

Bir ilçemizde; M.Ç. isimli polis memurunun bir kadın ve o kadının kızıyla ilişkiye girmesi; evlilik dışı ilişkiden kadının kızının doğum yapması ve dünyaya gelen bebeğin polisin zoruyla boğularak öldürülmesi; olayın mahkemeye intikal etmesiyle yapılan DNA testinde bebeğin annesinin kadının kızı F.D., babasının ise polis memuru M.Ç. olduğunun ortaya çıkmasıyla; yargılama sonucu kadın ve kızı ağırlaştırılmış müebbet ceza alırken, DNA testinde bebeğin babası çıkan polis memuru tahliye ediliyor!..

Kimi istifa edip, kimisi bakanlık tarafından görevden alınan hatta içlerinde para karşılığı kendisine ödül verdiren belediye başkanları, hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederken; utanmayı da atmış biri, durmadan konuştuğu gibi; oğlu için; “Cumhurbaşkanımız ne görev verir onu bilemiyorum” diyor!..

Jet Fadıl, belirli aralıklarla insanların paralarını çarpıyor… Her seferinde dolandırılanlar da, paralarını devletten istiyor!.. 

(Devlete mi sordun para verirken ya da bilmiyor muydun bunu hep yaptığını?!.)

Bayrampaşa’daki yarım kalan devre mülklerin müşteri temsilcisi; o zaman “almak caizdir” diye fetva verirken; parasını isteyenlere de şimdi cevap olarak; “Bana da vereceklerdi. Benimle ne alâkası var? Gidin, kendinden isteyin” diye sorumluluktan kurtulduğunu zannediyor ve üstüne de; ‘yanmaz kefen’ , ‘Peygamberi rüyada gösteren’(!) terlik satıyor!..

Sattığı kefen yanmadığı için haşa, Allah, cehennemlikleri yakamayacak!..    

Sonra da; kul hakkından, Allah’a imandan ve kendilerinden başkasının sapık yol tuttuğundan dem vuruyor!..

Allah var; ölümdeee vaaaar!.. 

Birilerine toz kondurmayanlar; kendilerini haber yapan, eleştiren ya da olumlu bakmayan kim varsa (Cumhurbaşkanına dahil), ağza alınmayacak küfürler ederek; kafir ilan ediyor!.. 

Haberlerine yorum yazsanız; İslam adına sizin de anneniz başta olmak üzere, soyunuza-sopunuza giydiriyorlar ve gerçek Müslüman’ın, liderleri ve kendileri olduklarını iddia ediyorlar!.. 

Bir okulda, 59 yaşındaki hizmetli; 6. Sınıfta ve 11 yaşında öğrenciyi taciz ediyor. Tacize uğrayan çocuk; Din Kültür ve Ahlâk Bilgisi öğretmenine; ‘cinsel istismara uğradığını, kimseye anlatamadığını, geceleri rüyasından ‘bana dokunma, beni tutma’ diye bağırarak uyandığını’ anlatıyor. Öğretmen; durumu iki defa okul müdürüne bildirmesine rağmen, müdür bir girişimde bulunmayınca, olay, jandarma ve Milli Eğitim Müdürlüğüne bildiriliyor!..

“Elimi şöyle salladım. O sırada elim sırtına değdi. Baş başa kalmak için hiç çaba sarf etmedim. Bir defasında kendisine meyve vermiştim. Benim torunum yaşındadır" şeklinde ifade veren hizmetli; yeterli delil elde edilemediği ve suçu sabit(!) olmadığından serbest kalıyor!..

Cami kapısını içeriden kilitleyip, cemaat ve polise kapıyı uzun süre açmayan ve Suriyeli kadınla camide beraber olan imam(!), kendini savunurken diyor ki; “Temizlik yapıyorduk Suriyeli kadınla; yoruldum, oturdum… Temizlik yapan kadın da yoruldu tabii… O anda ayağı kay; kadın hoppadanak yanlışlıkla gelip kucağıma düş!..” Eteğinin nasıl çıktığı sorusuna… “Düşerken çiviye mi neye takıl…”

Kadının alt tarafının çıplak olması ve külotunun nasıl çıktığı sorulunca da; “Valla onu ben de çözemedim” diyor!..

Bu adam namaz kıldırıyor ve hutbede ahlâktan bahsettiği gibi, zina yapmanın ne büyük suç olduğunu da anlatıyordur!..

(Bu adamı tanımayan kılabilir ama tanıyanlar arkasında namaz kılamaz.)

İlahiyat Profesörü Mustafa Öztürk, “Türkiye Cumhuriyeti, cemaat cenneti olmaktan kurtarılmalı” sözü nedeniyle hedef haline gelmişti.

“Kur'an'ı Anlama ve Yorumlamanın Dünü-Bugünü” konulu konferansının sonunda da; “Karakter ve ahlâkın olmadığı yerde iman falan olmaz" diyerek, karşılığı İslam olan ‘ahlâk’a vurgu yaptı!..

Son dönemlerde daha da net anlaşılacağı üzere, bizim en büyük sorunumuz; yalan, adaletsizlik, düşünmeme, cehalet, her şeyi bilme, kibir… Kısacası ahlâk sorunudur!..

.

Ali Mevlüt Kaya, dikGAZETE.com

Twitter: @alimevlutkaya

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir