18 Temmuz 2017 Salı 17:02
40 Okunma
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz yeni müfredatı açıkladı

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Güncellenen Öğretim Programları’nın tanıtımı toplantısında 2017-2018 eğitim dönemi yeni müfredatını açıkladı. Bakan Yılmaz, gelecek nesillerin daha donanımlı olabilmesi için müfredatın yenilenmesi ihtiyacının doğduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

"İlkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, İmam Hatip Ortaokulu ve İmam Hatip Lisesi düzeyinde 10 olmak üzere toplam 51 ayrı, sınıflar esas alındığında ise 176 müfredat yenilendi. Müfredat; öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleri alınarak yenilendi. İlk olarak 2017-2018 eğitim öğretim yılında 1, 5 ve 9'uncu sınıflarda uygulamaya konulacaktır. Ocak 2018'e kadar programlarla ilgili olarak sahadaki uygulamalarımız üzerinden izleme ve değerlendirme çalışması yapacağız. Haziran 2018'e kadar değiştirilen müfredatların eğitim araç gereçlerini, ölçme araçlarını hazırlayacağız. Eylül ayından itibaren, okullarımızın açılmasıyla birlikte, bütün öğretmenlerimizin ve velilerimize programların ayrıntılı olarak tanıtılacağı toplantılar düzenlenecek. Bu hazırlıklarımızla, 2018-2019 eğitim öğretim yılına tüm sınıflarda ve tüm derslerde yeni müfredat ile eğitim öğretim sürecimize istikrarlı ve çok daha güçlü yeni ve yenilikçi bir şekilde devam edeceğiz. Yenilenen müfredatların sade ve anlaşılır olması ön planda tutulmuştur. Beden eğitimi dersinin adı, beden eğitimi ve spor olarak değiştirildi. Öğrencilere kazandırılması hedeflenen yeterlilik ve beceriler belirlenirken derslerin tabiatı dikkate alınmıştır. Müfredatların giriş bölümüne 'değerler eğitimi' başlığı altında bir bölüm eklenmiştir. Müfredatlar yenilenirken farklı kültür ve medeniyet havzalarının katkıları belirginleştirilmeye çalışılmıştır. Yenilenen müfredatlarda sadeleştirme ve içerik yoğunluğunun azaltılması ön planda tutulmuştur. Müfredat uygulanırken her türlü farklılığı kapsayıcı ve hassasiyeti koruyucu olmaya odaklanılmıştır. Yapılan saha çalışmalarına ve anketlere 100 bine yakın öğretmen ve veli katıldı."

"Evrim konusu öğrencilerin gelişimleri itibariyle seviye üstü olduğu için bir üst öğretim kurumuna bırakılmıştır"

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Yılmaz, evrim teorisi konusunun müfredattan çıkarılıp çıkarılmadığı ile ilgili sorulan soru üzerine, "Orta öğretim düzeyinde her dersin kendi bilimsel gelişimi çerçevesinde öğrencilerin seviyelerine uygun olarak kuramlara yer verilmektedir. Örneğin fizik, kimya, biyoloji ve matematik öğretim programlarına Avogadro yasası, Kosinüs teoremi gibi yasa, teorem, ilke ve deneyler doğrudan yer almaktadır. Öğretim programımızla kısmen ilgili olan yasa, teorem ve ilkeler de gerektiği kadarıyla yer almaktadır. Ancak hem öğrenci seviyesinin üzerinde olmasından hem de öğretim programlarımızın kapsamıyla doğrudan ilgisi bulunmadığından Moore Yasası, Sadık Evren Teoremi, Huygens ilkesi gibi yasa, teorem ve ilkeler öğretim programlarımızda yer almamaktadır. Bu noktada program değiştirmede temel ilkemiz seviyeyi gözetmek hususunun en genel şekliyle gerektiği kadar ve gerektikçe şeklinde özetleyebiliriz. Bu ilke ve anlayış gereği çeşitli kuramlara ve yasalara bilim, teknoloji ve günlük yaşama yansımaları kadarıyla yer verilmiştir. Evrim kuramının bir kuram teori olarak açık, sade ve rahat bir şekilde anlaşılması için öğrencilerin bir felsefi alt yapıya sahip olması gerekir. Bizim yeni öğretim programlarımızda getirmiş olduğumuz 10'uncu sınıf felsefe dersi akıl yürütme becerilerini gençliklerimize kazandırma amacına matuftur. Bu beceriler kazandırıldıktan sonra 11'inci sınıf felsefe dersinde ontoloji konusu tarihi gelişim içinde verilecektir. Doğal olarak bu gelişimin duraklarından biri olan evrimin yanı sıra diğer ontolojik ve kozmolojik görüşler de verilecektir. Açıkça görülmesi için felsefe 10 ve 11. öğretim programlarımızın incelenmesi yeterlidir. Biz evrim konusuna bir seviyelendirme, öğrenci gelişim düzenleme, uyumlandırma ve disiplinler arası bir yaklaşım getirdik. Sadece evrim konusunu da çıkarmadık yani bir üst öğretim kurumunun konusu olduğu için. Biyoloji öğretim programı içerisinde bulunan hayatın başlangıcı ve evrim konu itibariyle öğrencilerin gelişimleri itibariyle seviye üstü olduğu için bir üst öğretim kurumuna bırakılmıştır. Dolayısıyla ilim ne söylüyorsa biz onun gereğini yerine getiriyoruz herhangi bir tarafta yer almaksızın" ifadelerini kullandı.

"Atatürk ile ilgili çıkarılan hiçbir konu yoktur"

Bakan Yılmaz, bir gazetecinin, "Zorunlu din dersi müfredatı ‘daha sonra askıya çıkacak’ demiştiniz akıbeti ne? Atatürk ilkeleri ile ilgili de bir tartışma olmuştu, eleştirilerle ilgili bir değişikliğe gidildi mi? Gelen olumsuz değerlendirmeler üstüne ne gibi değişiklikler oldu müfredatta?" soruları üzerine ise, "Zorunlu din dersinin açıklamasını önümüzdeki hafta yapacağız. Bir haftalık bir süre vereceğiz, katılımın en yüksek seviyede olmasını istiyoruz. Bütün görüşleri aldıktan sonra yetiştirebilirsek ki biz yetiştirebileceğimizi düşünüyoruz. Önümüzdeki Eylül öğretim yılında yeni müfredatla başlayacak.

Önümüzdeki hafta ilana çıkıyoruz, bir hafta içinde görüşleri alacağız. Gelen talepleri mutlaka dikkate aldık ve hepsi yansıtıldı. Milli mücadelenin önderi ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün getirdiği fikirlerine, tam bağımsız mili mücadelenin milletimize açtığı ufkun, getirdiği fikri gelişimin gereklerine öğretim programlarımızda açıkça yer verdik. Milli mücadelenin ve tam bağımsızlığın önemi programlarımızda her fırsatta vurgulanmıştır. Bakanlığımız tarafından yenileme çalışması tamamlanan öğretim programlarının temelinde bilimsellik, çağdaşlık, akılcılık, ilericilik, millilik nitelikleri vardır. Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren temel eksen olarak kabul edilen bu temel bizim eğitim anlayışımızın da temelidir. Atatürk’ün Cumhuriyetin kuruluşunda eğitim konusunda gösterdiği amaçlar eğitim bilimleri ve derslerinin içinde yer aldığı ilgili bilim alanlarının da geldiği noktalar dikkate alınarak ifade edilmiştir. Atatürk’ün, Atatürkçülük, Atatürk İlke ve İnkılaplarının hepsinin öğrenilmesini istiyoruz. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, inkılapçılık, ekonomi alanında, sağlık alanında, hukuk alanında, toplumsal alanda, eğitim-kültür alanında her alanda Atatürk’ün katkıları istenir. Atatürk ile ilgili kazanılması, öğrenilmesi gerekirken çıkarılan hiçbir konu yoktur. Gerçek Atatürkçülük, Atatürk’ün kurmuş olduğu bu Cumhuriyeti güçlendirmekten geçer. Eğer Türkiye’yi siz borç alan bir ülke durumuna getiriyorsanız Atatürkçülükten bahsettiğinizde doğru bir şey yapmış olmuyorsunuz. Eğer Türkiye yardım alan bir ülkeyse siz o zaman Atatürk’ü anlamamışsınız demektir. Şimdi Türkiye’nin yardım aldığını söyleyen var mı? Aksine milli gelirine oranla en fazla yardım eden ülkelerden birisiyiz. Dolayısıyla Türkiye’yi güçlü kılarsanız siz en büyük Atatürk’ün yolunda ilerliyorsunuz. Eğer Türkiye’yi muhtaç hale getirirseniz o zaman sözde Atatürkçü olursunuz. Biz sözde değil özde Türkiye Cumhuriyetini güçlendirmek için çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"Pilot illerden alacağımız sonuca göre de yabancı dil eğitimini Türkiye’nin tamamında gerçekleştireceğiz"

Bakan Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığının bu yıl 6 okulda yoğunlaştırılmış İngilizce dersi vereceği pilot uygulama ilgili de şu bilgileri aktardı:

"Bizim evlatlarımıza mutlaka bir yabancı dilde bir beceri kazandırmamız lazım. Yani bir yabancı dilde okuyup anlaması, kendi düşüncesini ifade edebilmesini istiyoruz. Onun içerisinde de programlarımızı güncelleştirdik. Bu güncelleştirmede de seçilmiş derslerle birlikte yaklaşık 18 saate kadar ders alınabilir. Ancak pilot illerden başlıyoruz. Eğer bu pilot illerde başarılı olursak, bir netice alırsak yaygınlaştıracağız ama mutlaka yapacağız. O programı bütün Türkiye'ye yaydığınızda bizim İngilizce öğretmenine ihtiyacımız olacak. Şu anda atanmak üzere bekleyen İngilizce öğretmen adaylarının hepsini alsak dahi bizim ihtiyacımızı karşılamıyor. Mevcut İngilizce öğretmenlerimizin hizmet içi eğitiminin arttırılması lazım. Hepsini alsak dahi yine ihtiyacımız var. O halde Türkiye’de İngilizce eğitimi veren kurslar dahil, üniversiteler dahil ve diğer okullar dahil bir işbirliği yapılması lazım. Dolayısıyla da önümüzdeki dönemde pilot illerde başlayacak o pilot illerden alacağımız sonuca göre de yabancı dil eğitimini Türkiye’nin tamamında gerçekleştireceğiz. Pilot okullarda zorunlu derslerin yanı sıra toplam 15 saat yabancı dil dersi verilecektir. Uygulama sürecinde öğretmen eğitimleri, ölçme değerlendirme sistemini yeniden yapılandırılması ve izleme değerlendirme çalışmaları da bulunacaktır. Pilot okulların belirlenmesi amacıyla 81 ilden belli kriterlere göre uygulamayı yapacak okulların listesi şu an için 681 olarak belirlendi. Yaklaşık öğrenci sayısı da 220 bine yakın. İnşallah bu uygulama başarılı olduğunda diğer okullara da yansıtacağız."

"Bundan sonra yapılacak ilk TEOG sınavında 6 ile 8 arasında bir sorunun açık uçlu soru olmasını öngörüyoruz"

Milli Eğitim Bakanlığının 2017-2018 yılında TEOG sınavında açık uçlu soru sorup sormayacağına ilişkin de Bakan Yılmaz, "Önümüzdeki TEOG sınavından başlamak üzere 6 ile 8 arasında bir açık uçlu soruyu öğrencilerimize sormayı istiyoruz. Bu sorduğumuz soruların çok net şekilde ölçülebilir olmasına önem veriyoruz. Herhangi bir tartışmaya ve ihtilafa gerek kalmaksızın, kişisel yorum içermeyecek ancak verilen bilgileri yorumlayıp analiz ederek soruları cevaplayabilecek açık uçlu soruların sorulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü biz eğitimin kalitesinin arttırılmasını istiyoruz. Eğitimde kalite bizim değişmez hedefimizdir. Elbette bu sorular objektif puanlanabilen sorulardan oluşacaktır. Sorular iki puanlayıcı tarafından puanlanacak ve farklı puanlanan sorular bir üst değerlendirici tarafından tekrar değerlendirilecektir. Örnek açık uçlu sorular bu yıl eylül ayından itibaren kazanım kavrama testleriyle birlikte de yayınlanacaktır. Bundan sonra yapılacak ilk TEOG sınavında 6 ile 8 arasında bir sorunun açık uçlu soru olmasını öngörüyoruz" açıklamasını yaptı.

"15 Temmuz güncellenen öğretim programlarımızda yer alacak"

Yeni müfredatta ‘cihat’ konusuna ve 15 Temmuz konusuna yer verilip verilmeyeceğinin sorulması üzerine Bakan Yılmaz, "Cihat bizim dinimizde bir unsur. Milli Eğitim Bakanlığının görevi; her kavramı hakkıyla, olduğu gibi doğru olarak öğretmektir. Yanlış olarak algılanan, öğretilmiş olan şeyleri düzeltmek de bizim vazifemizdir. Bu kapsamdan yola çıkarak fıkıh dersinde ve temel dini bilgilerde cihat var. Cihatın gerçek anlamı, ülkemizi sevmektir, atanımızı sevmektir, milli birlik ve beraberliğe hizmet etmek için her ne gerekiyorsa o konuda varlık göstermektir. Cihadın ne olduğunun ve ne olmadığının öğretilmesinin bizim Bakanlığımızın asli görevleri arasında olduğu için de var. Bundan rahatsız olmaya gerek yok aksine biz bunu vermeseydik toplumdan talep gelmesi lazımdı. Dolayısıyla biz cihat kavramının ne olduğunu ve ne olmadığını din derslerinde, fıkıh dersinde evlatlarımıza vermek istiyoruz. 15 Temmuz güncellenen öğretim programlarımızda yer alacak. Sosyal bilgiler dersi öğretim programında demokrasinin kazanımının işlenmesi sırasında 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün ele alınmasını isteyeceğiz. Yine Türkçe derslerinde Milli Mücadele ve Atatürk temasında konu örneklerinde 15 Temmuz da işlenecek. Anadolu İmam Hatip Lisesi meslek dersleri öğretim programlarında, kazanım işlenirken asker uğurlama merasimi konusunda cihat, şehitlik konularında 15 Temmuz’a da atıf yapılması istenilir. Yine orta öğretim çağdaş Türk ve dünya tarihi dersi öğretim programında kazanım Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik ve sosyokültürel gelişmelerin değerlendirildiğinde 27 Mayıs askeri darbesi, darbenin arka planındaki iç ve dış faktörler ile 15 Temmuz darbe girişiminin benzer ve farklı yönlerinin ele alınmasını istiyoruz. Yine çağdaş Türk ve dünya tarihinde FETÖ, Paralel Devlet Yapılanmalarının yapısı amaç ve hedefleriyle 17-25 Aralık 2013 ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ele alınmasını istiyoruz. Yine orta öğretimde Türk dili ve edebiyat dersi öğretim programında destan ve efsane ünitemiz var. Burada ise 15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri konusunda öğrencilerin yazı yazması istenecek. Terörün ve terör örgütlerinin PKK, DEAŞ, FETÖ’nün ortaya çıkış nedenleri ile terörü önlemeye yönelik tedbirlere 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması örneği üzerine değinilmesini istiyoruz" diye konuştu.

Goncagül Özcan - Ömer Çetin
 

dikGAZETE.com
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.