İslamcı kesim tarafından geçmiş yüzyılın savaş enkazı arasından çıkarılan ve gelenek haline getirilen fikir yoksunluğu için kimseye kızmıyorum. Fakat bilgisizlik bahane değildir prensibinden bunun düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. O kadar fikirden, ilimden vazgeçmişiz ki insan bünyesi zamanla bunu ister hale gelince x,y,z şahıslarına taassup noktasında adeta uzmanlaşmış olduk. Tabii bu yazıyı okuyan şahıs hemen ''Bende öyle bir durum söz konusu değil biz dinliyoruz, eleştiriyoruz vs.'' diyordur. Bu konu hakkında bir bilinç oluşturmaya çalışan insanlar var Allah razı olsun; bu sayede azalma gözle görülüyor. Fakat hala şahıslar üzerinden tartışmaktan bıkmamış durumdayız ve bu çoğumuza yayılmış bir hastalık konumunda. Gelin tarih ilminden örnek verelim:

            Tarih ilmi toplumumuzda her kim olursa olsun az ya da çok ilgi görmüş, bulunduğu coğrafyanın medeniyet zenginliğini merak etmiş, okumuş, anlatmış bir toplumuz. Bunu kötü bir şey diye söylemiyorum lakin bu durum şu olumsuzluğu ispatlıyor: Tarih ilmi genellikle bizde şahıslar ve devletler üzerinden tartışılır. "Fatih Sultan Mehmet büyük adamdı falandı-filandı" tarzında gelişir tarih. Genellikle şahısların olaylar içinde kronolojik davranışları incelenir bunun sonucunda bir çıkarım yapılır: "Şerefsiz" ya da "Büyük adam"...

             Bu ilmi, BU ŞEKİLDE KULLANMAMIZ bizim nasıl şahısları önemsediğimizi, fikirler ve ideolojiler hakkında yorumsuz kaldığımızı göstermektedir. ''Büyük Adam''ların düşünceleri hakkında yüzde yüz olumlu görüş bildirmemiz ve bu ''Şerefsiz'' dediğimiz adamlar hakkında da yüzde yüz olumsuz görüş bildirmemizi sağlamıştır. Esas taassup budur. Hem eleştiriyi hem yeniliği reddetmemiz bizi bitirmiştir. "X şahsı çok muhterem birisi, şunu şunu demiş o zaman ben de bunu savunmalıyım" mekanizması bizi hantallaştırmış ve fikir noksanlığımızı arttırmıştır.

             İdeolojiler hakkındaki yetersizliğimiz ortadadır. Muhterem şahısların fikirleri kişiden kişiye değişiyor, kimse kimsenin fikrine saygı duymuyor ve kimse bir fikri sistemleştirmediği için ideolojik yapılanma dağarcığımız hep küçük kalıyor, kimse üstüne bir şey koymuyor. Bugün batı, ideolojilerin ''neo''larıyla uğraşırken bizim, hocalar ile uğraşıyor olmamız içler acısıdır. Allah bize akıl fikir versin özellikle muhteremin(!) bardağının dibinde kalan çayı içmek için koşturan tayfaya.

            İşin en kötü kısmı da bu "farklılık hazımsızlığı", tefrikanın tetiklenmesi konusunda bir numaralı aktör oluyor. Ne bir şeyi oturup konuşabiliyoruz ne yazabiliyoruz ne de sistematiğini oluşturabiliyoruz. Yaptığımız tek şey slogan atıp kargaşa çıkarmak bunun sonucunda maşa olarak kullanılmaya zemin hazırlamak. Sanmayın ki bugünkü ayrılık, dış mihrakların oyunudur; bu bizim eserimizdir.

            Yeri gelmişken bir de merak ediyorum; Yahu hacı abi yine sana soruyorum bugün İslam birliğini hadi sağladın diyelim elinde ne var ki! Ne bir ideoloji, ne bir iktisadi sistem, ne bir ekonomik güç, ne bir üretim, ne bir silah! Arapların petrolü bitti mi o zaman izleyin senaryoyu. Dünya ekonomisini elinde bulunduran yahudiye taş mı atacağız kanka! Herkes kendini Bedir Savaşı'nda zannediyor (keşke). "Bedrin aslanları" varıyla yoğuyla savaşmışlardır. Biz bugün neyimizi ortaya koyduk ki bir şeyi istiyoruz! İsrail'e küfretmeyi meziyet sanan bir toplum haline geldik. Var mı öyle kuru kuruya küfür! Gel biraz kafa patlat, uğraş, çabala sonra dalarız hacı abi.

            Tamam konudan uçmayalım. Biz direk olarak tekzibe başlıyoruz. İdeolojiler bir yana dursun, basit bir konu hakkında bile uzlaşamadığımızdan, farklı fikirlerle bir arada yaşamak istemediğimizden kendi küfür dağarcığı içinden kelimemizi seçip kullanmaktan çekinmiyoruz. Bunun kaynağına iki ihtimal veriyorum. Ya bilgiyi hazır alıp Bertrand Russell'ın deyimiyle ''Akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir.'' hesabı, olayı o yargıyla bitirmeyi tarcih ediyoruz veya toplumun etkisi şeklinde gelişen bir gelenekle sorgulamaktan uzak hale geliyoruz. İkisi de bizi kötü duruma düşürüyor veyahutta düştüğümüz kötü durum bizi bu hale getiriyor. "Seçim sizin" diyor ve tekrar tekrar söylüyorum düşünceye verdiğimiz önem arttıkça, milletimizin refah seviyesi de artacaktır.

 

                                                                                                   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir