06 Haziran 2017 Salı 11:37
145 Okunma

BADAGRY

Dünyada kölelik yıllar önce kaldırılmış olsa da Batı Afrika'dan Amerika kıtasına, Karayipler'e ve Avrupa ülkelerine köle ticaretinin merkezlerinden Nijerya sahillerinde yüzyıllar boyu devam eden köle ticaretinin izleri hala görülüyor.

Portekizlilerin 1400'lü yılların sonlarında Batı Afrika sahillerine gelmesiyle başlayan köle ticaretinin en önemli noktalarından biri, uzun yıllar boyunca Nijerya'nın kıyı kenti Badagry oldu.

Afrika kıtasının şu anda en kalabalık nüfusuna sahip Nijerya'nın Benin sınırına yakın güneybatı sahilindeki Badagry'de 1400'lerin sonunda başlayan köle ticareti 300 yıldan uzun süre devam etti. Lagos'tan kara yoluyla 3 saat mesafedeki Badagry'de yaşayan halk, atalarının dünyanın dört bir tarafına köle olarak nasıl götürüldüklerini hafızalarda canlı tutmak için o dönemlere ait eşyaları ve belgeleri kentin sahilindeki küçük müzelerde sergiliyor.

Batı Afrika'daki köle ticareti, Portekizlilerin 15'inci yüzyıl ortalarında yeni ticaret imkanları ve değerli madenler aramak amacıyla Batı Afrika kıyılarına gelmesiyle başladı. Portekizli tüccarlar burada ilk olarak madenlerde çalıştırmak üzere kabile reislerinin savaşlarda esir aldığı yerlileri satın almaya başladı. Köle ticareti ilerleyen yüzyıllarda diğer Avrupa ülkelerinden gelen kişiler tarafından sürdürüldü.

Milyonlarca Afrikalı köleleştirildi

17'nci yüzyılın başına gelindiğinde İtalya, İspanya ve Portekiz'deki köle pazarlarında satılan kölelerin sayısının 50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. O dönemde köle tüccarlarının bir at karşılığında 25-30 köle sattığı belirtiliyor. 20'nci yüzyılın başına kadar geçen yaklaşık 250 yılda Batı Afrika'da 10 milyondan fazla kişinin köleleştirilerek başka ülkelere götürüldüğü biliniyor. Bu rakamın önemli bir bölümünü ise Nijeryalılar oluşturuyor.

Tüccarlar, kabile reislerine yanlarında getirdikleri kumaş, silah, barut, bakır ve bronzdan yapılmış eşyalar, alkollü içecekler, hatta deniz kabuğu veriyor ve karşılığında onlarca, bazen yüzlerce Afrikalıyı satın alıyordu. Bu ticaret, bazen bir şişe alkole karşılık 10 kişi ya da bir şemsiye için 40 kişi şeklinde bile olabiliyordu.

Afrikalı kabile reisleri, Avrupalı tüccarlardan kölelere karşılık "deniz kabuğu" bile alıyor, bunu kabileler arasında değiş tokuşta "para" olarak kullanıyordu. Miktarına göre deniz kabuğu karşılığında onlarca hatta yüzlerce Afrikalı, Avrupalı tüccarlara satılabiliyordu.

Afrikalı kabile reislerinin esir aldıkları başka kabile üyelerini Avrupalı tüccarlara satması bir taraftan da kabileler arasındaki savaşların artmasına yol açıyordu. Birçok kabile reisi, savaş ganimeti olarak başka kabile üyelerini esir almak ve bu kişileri Avrupalılara satmak için komşu kabilelere saldırabiliyordu.

Kölelere elleri arkadan zincirli şekilde içinde yüzlerce litre su bulunan büyük bir metal kaptan topluca su içiriliyordu.

Afrikalı kabile reislerinin rolü

Afrika'nın batısındaki köle ticaretinde yerli kabilelerin rolünü, bu kabilelerden birinin torunlarından Olusegun Mobee, Badagry'deki müzede satılan kitabında şöyle anlatıyor:

"O dönemlerde kölelik tüm dünyada tanınan bir kurumdu. Afrika'daki krallar, kabile reisleri ve zenginler, köleleri kendi evlerinde ya da bölgelerinde çalıştırıyordu. Bir kişinin ekonomik ya da sosyal statüsü, sahip olduğu kölelerin sayısıyla ölçülüyordu. Buna yerel kölelik deniyordu. Genellikle bu kölelerin çoğu savaş esiriydi. Ancak zaman içinde köle sahiplerinin çoğu, Avrupalı köle tüccarlarının Badagry'ye gelerek demir, pamuk, yün, keten, alkol, metal eşyalar karşılığında köle satın almaya başladığını öğrencince kendi kölelerini Badagri'ye getirerek bu tip eşyalarla değiş tokuş etmek için vakit kaybetmediler. Atlantik ötesi köle ticareti (şimdi Nijerya içinde kalan) Yoruba ülkesinde savaşları da körükledi. Avrupalı köle tüccarlarının tekliflerinden sonra krallar ve köleleri, alkol ve silahla değiş tokuş etmede kullanmak üzere köle edinmek amacıyla diğer kasaba ve köylere savaş açmaya başladı."

İnsanlık dışı muameleler

Batı Afrika'da Portekizli tüccarlarla başlayan köle ticareti, şu anda insanlık dışı olarak görülen birçok uygulamaya sahne oluyordu.

Dünyada kölelik yıllar önce kaldırılmış olsa da Batı Afrika’dan Amerika kıtasına, Karayipler’e ve Avrupa ülkelerine köle ticaretinin merkezlerinden biri olan Nijerya sahillerinde yüzyıllar boyu devam eden köle ticaretinin izleri hala görülüyor.

Afrikalı köleler ellerinden, ayaklarından, boyunlarından hatta bazen yemek yememeleri ya da konuşmamaları için ağızlarından bile zincirlere vuruluyordu. Kölelere genellikle çok az yemek veriliyordu. Köleler, elleri arkadan zincirli şekilde içinde yüzlerce litre su bulunan büyük bir metal kaptan topluca su içebiliyorlardı.

Afrikalı kölelerin dünyanın diğer kıtalarına ve ülkelerine "dönüşü olmayan yolculuğu" Badagry'de başlıyordu. Civar bölgelerden ya da iç kesimlerden getirilen köleler, Badagry'den gemilerle daha çok "yeni dünya" Amerika kıtasına gönderiliyordu.

Badagry'deki "toplama merkezlerini" andıran yerlere getirilen köleler, burada 6-7 metrekare büyüklüğündeki çok küçük penceresi bulunan odalara kapatılıyordu. Zincirli şekilde bu odalarda yaklaşık 40 köle yolculukları başlayana kadar bir arada tutuluyordu.

Özellikle Brezilya'daki tarlalarda ya da madenlerde çalıştırılmak için toplanan kölelerin kaldığı, 1840'ta inşa edilen Badagri'deki "Brazilian Barracoon" adlı köle hapishanesi, şu anda köle ticaretinin izlerinin görüldüğü yerlerden biri olarak korunuyor.

Buna benzer bir köle hapishanesi de Nijerya'nın en büyük kentlerinden Lagos'ta bulunuyor. Lagos'un merkezindeki Özgürlük Parkı'nda bulunan hapishanede kölelerin kaldığı 2-3 metrekarelik çok sayıda hücre aslına yakın halde tutuluyor.

Köle rotası ve dönüşü olmayan nokta

"Yeni dünya"ya yolculuk günü geldiğinde ise Badagri'den teknelere doldurulan köleler, "köle rotası" olarak anılan Badagri lagününün karşısındaki kara parçasına aktarılıyordu. Köleler, lagünün öte tarafında Atlantik Okyanusu sahilinde bekleyen büyük gemilere yine zincirli olarak yürütülüyordu. Yaklaşık yarım saatlik patikanın ortasında bulunan su kuyusunda verilen molada köleler Afrika'da son kez su içiyor, bu suyu içen kölelerin "hafızalarını kaybettiğine" inanılıyordu. Yerli halk, böylece kölelerin vatanlarına dair hiçbir anılarının kalmayacağını ve yeni hayatlarına daha kolay alışacaklarını düşünüyordu.

Afrikalı köleler Atlantik kıyısına geldiklerinde Avrupalı tüccarların büyük gemilerine bindiriliyordu. Köle rotasının son kısmı olan bu yer, o günlerde olduğu gibi hala "dönüşü olmayan nokta (point of no return)" olarak adlandırılıyor.

.

dikGAZETE.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir