Bazen düşündüklerimi bir anda klavye marifetiyle yazıya dökmek istiyorum..İnanın anında gelişiyor bu istek.. O anda yazdın yazdın, daha sonra yine düşünürüm, ardından da yazarım, dedin mi geçmiş ola!.. 
Bir olay yaşıyorsun, bir haber izliyorsun, ya da bir fotoğraf çıkıyor karşına, bir anda beynin tetikleniyor.. Bir şeyler söylemek ihtiyacı hissediyorsun..  İşte şu an olduğu gibi..
İsim zikredilmezse dedikodu olmaz, derler.. Biz de aynen öyle yapıyoruz.. Ama inanıyorum ki bu tür yazılara imza atacak çok sayıda okuyucu çıkacaktır.. Çünkü; ayak oyunlarının, fitnenin, fesadın, maalesef çokça olduğu bu aziz memlekette, hak etmediği işlere maruz kalan, üç kuruşluk dünya menfaati için kalbi kırılan, bedeni örselenen, beyni iğdiş edilen, epeyce insan var.. Bugün de onların tercümanı olalım.. 
Ey insanoğlu, nedir bu hırs, nedir bu ihtiras, nedir bu şöhret şehveti?..
Şairin;
                             İbret gözüyle bakın, dünya misafirhanedir..
                             Gelen gideni görmez, ne tuhaf bir hanedir..

diye tanımladığı kürre-i arzdan kim bilir kaç trilyon insan geçti?. Geldiler ve zamanı gelince çekip gittiler..
Kimi selamet rıhtımlarına yanaştı, kimi de esfer-i safirini boyladı..
Gemisini kurtaran kaptana ise ne alâ!..
Şimdi soru şu;
İşte geldik gidiyoruz ve de giderken ne götüreceğiz?..
Mal uğruna, makam uğruna, şöhret, servet, uğruna yapılan çirkinliklere değer mi bu fani dünya?..
Neyi paylaşamıyoruz?.. Ziyanı yok her şey senin olsun!.. Kimseye de bir şey kalmasın!.. Peki ama ölüm var be kıymetli kardeşim!.. Ve ölüm, herkese şah damarından daha yakın..
Ey, hayatını mala mülke endekslemiş hırslı kişi..  Ey, helal haram ver Allah'ım, senin kulun yer Allah'ım, diyen istikameti bozuk muhteris!..
Biriktir biriktirebildiğin kadar.. Doldur küpü..  Ancak unutma ki, o biriktirdiklerini de bir bölen olacak..
Diyen ne kadar doğru söylemiş;
Ömrün müddetince hiç çıkarma yapmadın.. Hep topladın.. Hep çarptın.. Sonunda bölmeyi başkalarına bıraktın!..
Başka bir ifadeyle; yemeyenin malını mutlaka yiyecek birisi çıkar.. Ve de hep öyle olmuştur zaten..
O halde şu dörtlüğe de iyi dikkat edelim;
                          Malla mülkle mağrur olma, deme var mı ben gibi..
                           Bir muhalif rüzgâr eser, savurur harman gibi..
                           Dünya malı elde iken düşmanların dost olur..
                           Elde bir şey kalmayınca, dost bile düşman olur..

Olay budur..
Ve bütün mesele de, gerçek dostla dost olmayanı doğru ayırmaktır..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir