Futbol gündemimizde A Milli Futbol Takımımızın Fransa’ya gidişi var. Bu yolculuk o kadar derslerle dolu ki, uzun süre konuşulacak gibi.. Kısaca, sıradışı bu süreci al, istediğin gibi değerlendir. Peki, neydi bu zaferi kalıcı hale getiren?.. Diğer bir ifade ile spor tarihine önemli bir not düşülen içerik, hangi başlıklardan oluşuyor?
İmkânsızlıklar, cereyan ettiği zaman diliminde şaşkınlık oluşturur. Yaşananlar ise sıradışı olarak tanım bulur. Tıpkı Milli Futbol Takımımızın son anda Euro 2016’ya ‘direkt’ katılımı gibi. Sürecin ayrıntısında ayrıcalık-farkındalık var...
Bu sütunları takip eden değerli okuyucularımız çok iyi bilir. Her defasında vurgu yaptığımız, arkasında sürekli durduğumuz bir düşüncemiz vardı;“Herkes kendi işine yoğunlaşır ve yaparsa, ortaya güzel bir malzeme-sonuç çıkar.”
Gerek lig, gerekse Milli Takım düzeyindeki maçları yorumlarken, sahadaki oyunu sistem ve teknik olarak, işin uzmanlarına bırakırız. Bu bir nevi işin ehli kişilerin bilgisine saygımız olduğu, dahası haddimizi-ölçümüzü bildiğimiz içindir. O nedenle maçlar öncesi ‘sahadaki oyunun’ öncesi ve sonrası olarak değerlendiririz. Bizim için önem taşıyan, madalyonun diğer yüzü.
Üç gün önce kaleme aldığımız yazının başlığını, İzlanda maçının sonucunu beklemeden ‘Teşekkürler Milli Takım’ olarak atmıştık. Neden? Grubundaki son maçlarında 3-0’lık Hollanda galibiyeti ve hemen ardından 2-1’in rövanşında deplasmanda 2-0 kazandığı Çek Cumhuriyeti galibiyetinden sonra, İzlanda maçını büyük ‘kazanım’ olarak gördüğümüz için. Kısacası teknik-sistem olarak değerlendirmek bir yana, milli takımın Avrupa Şampiyonası yolundaki performansı, tıpkı önem derecesi yüksek bir maçın her iki yarısı, kırk beş dakikası gibiydi...
Futbolun usta yorumcusu Rıdvan Dilmen’in değindiği gibi, “Biz ilk maçta 5 puandık, orada küme düştük. İkinci devre ise 5 maçta 13 puanla lider olduk. İlk devre yenildiğimiz herkesi yendik.”
Ne kadar övünsek azdır dedirtecek cinsten...
Bir takım düşünün ki; elde edilen sıradışı galibiyetler ‘herkese’ örnek olacak tarzda. Bu tür galibiyet ve kazanımlar, biraz da ‘sabrın’ mükafata dönüşmesi anlamına gelir. Kazakistan’a haksızlık manasına gelmesin ama, siz eğer takım olarak üzerinize düşeni yapmaz ve sahadan galip ayrılmazsanız, rakipleriniz şunu-bunu yapmış, ne önemi olabilir ki!
Son üç maçtaki seri galibiyet, bizim Fransa’ya girmemiz için önemli sinyallerdi... Kazakistan bizim Avrupa Şampiyonası’na ‘kestirmeden’ gitmemizi sağladı..
Tabii Kazakistan dendiği vakit, ilk akla gelen Letonya filelerini havalandıran İslambek Kuat. Kazak oyuncu, ülkemizin 2016 Avrupa Şampiyonası’na direkt katılımına katkı sağlayan golle ilgili “Türkiye’ye yardım ettiğim için mutluyum, ancak Kazakistan Milli Takım oyuncusuyum” derken, sevinci ‘profesyonelliğinin’ bir sonucu.
Kazakistan’ın 22 yaşındaki futbolcusu, ‘Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi yakından tanıdığını belirtip, transfer tekliflerine açık olduğu mesajını verdi. Mehmet Aurelio, Colin Kazım ve Mert Nobre gibi oyunculara Türk vatandaşlığına geçirilip yıllarca top oynattırıldı da, Kuat neden düşünülmesin...
Milli Takımımız gerek ‘oyun’, gerekse ‘skor’ olarak derslerle dolu anlamlı futbol süreci yaşattı bize. Sosyal medya takipçisi bir kişi olarak, takımımızın İzlanda maçını 1-0 tamamlayarak Avrupa Şampiyonası’na gidecek olmasının ‘Sosyal Medya’ya rekor sayılacak şekilde yansıması, sportif başarının psikolojik olduğu gibi sosyal bir kazanım olduğunun işaretidir. Kısacası futbolun sadece futbol olmadığı ‘dersine’ katkı sağlayan herkesi tebrik ederiz...
*****
Twitter-Facebook: ahmetgulumseyen 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir