Şu sıralar ülkemizde aniden esmeye başlayan seçim rüzgarları nedeniyle devlet büyüklerimiz oldukça yoğun. Bu yoğunlukta çok fazla teknolojik geliştirme beklemek hayal olabilir. Ama hayal etmek de güzel…

Şu son dönemde “BTK” isimli kurumumuzdaki metal yorgunluğu atılmış gibi görünüyor. 

Sivil toplum ve özel sektörü bir araya getiren etkinliklere bir bir imza atılıyor. Bana göre tam bir “Körler sağırlar birbirlerini ağırlar” durumu.

Siz nasıl görüyorsunuz bilemem ama hakikat şu ki; Yerli ve Milli Teknoloji, yerli yazılım, milli yazılım, siber güvenlik, yapay zeka gibi daha birçok başlıkta yapılanlara etkinlik alanı sağlayan BTK başkanımızın mutluluğu yüzüne yansımış.

Bazı STK’ların öncülüğünde milli teknoloji, milli bilişim ve siber güvenlik anahtar kelimelerinin havada uçuştuğu etkinliğin sponsorlarından birinin “Five-Eyes” ve daha bir çok ülkenin istihbaratına destekçi olan uluslararası bir firma olması oldukça acınası bir durumdu. 

Sonunda “Diriliş Ertuğrul”un etkisinde kalan birinin, Efe kıyafetleri giyerek gezinmesi ise oldukça etkileyici olabilirdi. Neyse ki, HAVELSAN Genel Müdürü Atalay: “Eğer siber güvenlikte teknoloji size ait değilse güvenlikten bahsedemezsiniz” dedi… (*)

Parça parça gözüme çarpan bu olaylar yumağı, biz geliştiricilerin beynini yakma tehlikesi oluştursa da çok şükür iyiyim ve kendime anca gelebilirdim.

Evet arkadaşlar; “bunlar hakikat mi” derseniz cevabım “Elbette ki hayır!” Hakikaten bu bahsi geçen durumlar yaşanıyor ama yaşananlar hakikat değil. 

Hakikat şu ki; “Körler sağırlar birbirlerini ağırlar” misali yerli teknoloji çağrısı veya ulusal güvenliğimizi ilgilendiren konuların başında yer alan Siber Güvenlik başlığı, yabancı istihbarat örgütlerine veri toplayan güvenlik ürünlerinin en bilindik markasının sponsorluğunda yapılmaz. 

Bu kadar mı parasız kalındı ya da çaresiz kalındı? 

Anlamak mümkün değil; ama Cumhur’a iş yaptığını göstermeye çalışanların, Cumhurbaşkanlığını kaybettirmek için çabalaması belki de bu sefer başarıya ulaşacak gibi.

Düşünsenize “Symantec” bana dava açıp, bu yazıyı BTK’nın yazısı ile engelletiyormuş!.. :)

İnanın çok korktum. Hakikaten korktum. Bu sayede halk bu yazıya daha fazla dikkat kesilir ve ister istemez bu tip tiplerin yerine hakikat ile geliştirme yapan yeni nesiller yerleşir. Üstelik kimseye akıllarını kiraya vermeden geldikleri makamlarında, “Liyakat, Hakikat ve Adalet…” gibi kavramlar ile “Yüzde 100 yerli denilebilecek teknolojilerin, enstrümanları bunlardır” diyerek ülkemizi 2023, 2053, 2071 gibi hedeflere giderken, boş söylemlerden kurtulup icraata dönüşmesinden korkarım! O zaman bu millet, neyin yerli neyin yabancı olduğunu çok daha iyi kavrar ve çocuklarını bu tip insanlardan uzak tutarlar…

“Amma da sert oldu, yok artık, onlar da bizlerin çocukları, bahsettiğin kurumların adamları da iyi niyetli ve iyi bir şeyler yapma çabasında. Bu kadar gaddar olma! Her şeyi en iyi bilen sen misin? Çok biliyorsan sen söyle! Destek ol!..” gibi eleştirileriniz var ise; kesinlikle bizim evlatlarımız. 

Ağabeylerimiz” demiyorum ama!..

Abiler”den kurtulmak ve Ağabeylerimizi tayin etmemiz gerekiyor. Ağabeyler de kardeşlerini tayin etmeli. 

Ego” yapmadan Adam gibi, delikanlı gibi, hanımefendi ve beyefendi gibi geliştirmeliyiz. 

“Üç kuruş kazanacağım” diye yalandan iş yapıyor gibi görünmeyecek kimse. 

Cumhurbaşkanımızı şahsen tanırım ve o beni tanır mı bilemem.

Tanıtma derdinde olmadığım gibi eleştirdiğim hiç kimsenin koltuğunda gözüm de yok; rakip de değilim! O koltukların asıl sahibi olan ve egemenliğin kayıtsız şartsız sahip olduğu milletin “vekili” de değil ta kendisiyim!

Ne bilişim alanında ne yapay zeka ile hükümet yönetim sistemi çalışmalarında ne de siber güvenlik stratejileri açısından yeterli değiliz ve bu ülke hepimizin. 

Arada, “arak” edenler olduğu gibi maksatlı olarak gençliğin önünü kesmeye çalışanlar da var. 

Çok şükür; özel sektörün, kamunun ve STK’ların çürük elmaları tek tek analiz edildi ve artık işlenme ya da geri dönüştürülme sürecine başlamak üzereyiz. 

Bu yazıyı da şu son bilgi ile noktalarken, kimlerin geri dönüştürülüp kimlerin işleme sürecine dahil olabileceğine dair görüşlerimizi şekillendirmeye çalışalım; 

(bana kalsa üretmeyip sürekli tüketen ve “… gibi para bende ama ben de böyleyim… Görgüsüzlük değil, bu kadar araç sahibiyim” diye hava atıp, engelli kardeşlerimizin etkinliklerinde yardımları ile “temizim” diyen, “yerli” diye millete Çin malı kakalayan vb. gibileri imha ederdim; ama emir büyük yerden. “Dönüşmeliler!..”)

Apple tarafından “Dikte Etkinleştirilsin mi?” diye bir uyarı alırsanız şaşırmayın. 

Dikteteknolojisi aslında biraz bizimle alay ediyor, biraz da deney malzemesine dönüştürüyor bizleri.

Yıllardır yazı ve raporlarımda belirttiğim konunun hakikatine gelmiş bulunuyoruz. Üstelik “Bay Pipo” olarak takıldığım Ömür Çelikdönmez ağabeyimin dikkatimi çeken bir paylaşımında;  “C.I.A. casusların yerini yapay zeka ile doldurmayı planlıyor” diyordu ve yıllardır Ankara’da bulunan Amerikan konsolosluğunda “iPhone, iPad ve akıllı telefonlar ile girmek yasaktır” yazısına rağmen tüm milli ve yerli söyleminde bulunanlar bu teknolojiyi, bu markayı kullanıyor.

Şimdi ise “Dikte” isimli uygulama, harika özellikleri ile insanların sesini işlemek ve her zamanki gibi “insanlık yararına” olmak üzere bize, “beni kullan” diyor. 

Kendi isteğin ve rızanla iste ki yarın bir gün, bir sorun çıktığında, “siber saldırganlar yaptı” der, bir de üzerine özür diler ya da Zuckerberg’in mal varlığında yaşadığı kayıplar gibi buna sebep olanların mal varlığındaki kayıplar fakirin çenesini yorar.

Kurban ülkelerde, belirli makamlara gelen veya getirilenlere bir şeyler telkin edilir, onlar da yapar. 

Tek mesele, telkin edilenleri yapmayacak yapıda olanları belli yerlere getirmektir. 

Öte yandan, binlerce yıllık devlet geleneği olan Türkler’de ise durum daha farklıdır. “Telkin” kabul etmeyen ve sahip olduğu asil kan sayesinde adaletten hiç şaşmayan Türkler, özlerini hissettikleri an kan kardeşleri ile beraber bazen bir kaleyi basarlar bazense “Dikte” teknolojisine erişebilir seviyede yayılımcı olurlar.

Bu arada “Dikte” isimli uygulama her ne kadar yeni bir uygulama gibi görünse de, insanları, insanlarımızı ve hatta çocuklarımıza emzik niyetine verdiğimiz akıllı telefonlar sayesinde zaten birer casus gibiydik. 

Bunun farkında olanlar, erişebilir olanlar bir yana dursun, bu millet bu Dikte’ye gelmez!

.

Burak Bozkurtlar, dikGAZETE.com

Twitter'da bizi takip edin: @thegreywolves , @dikgazete

(*) Akıllı telefon ekranlarından 'PARMAK İZLERİ’ni hangi istihbarat örgütü neden topluyor!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

sanalbasin.com üyesidir