Almanya'nın bizi zor duruma sokmak için "Sahibinin Sesi" bir plan çerçevesinde yaptığı siyasi eylem, bizim koşu kulvarımızı yeniden belirlememize yardımcı olacaktır..

Olmalıdır da..

Şerden hayır, hayırdan şer, misali..

Adres; Avrupa'yı da tamamen ötelemeden yapılanacak ve kurulacak yeni, muasır bir "İslam Birliği”..

Bence yolumuzu ve yönümüzü böyle net çizersek havanda su dövmemiş oluruz.. Yıllarca üzerimize giymek için mücadele verdiğimiz İngiliz kumaşı, Alman pardesüsü, Fransız kabanı, Amerikan gömleği, vücudumuza uymuyor..

Uyar gibi olsa da bünye kabul etmiyor..

İslâm Birliği'ni sırası gelmişken biraz açalım.. 

İslam Birliği mefkuresi gerçek anlamda ve ne zaman gündeme gelip konuşulsa; aklıma hemen; sevgi, saygı, kardeşlik, hoşgörü, barış, huzur, ahlâk, fazilet, gibi üstün meziyetler gelir..

Bu güzellikler üzerine inşa edilecek bina, dayanışma ve beraberliğin en güzel şekilde uygulandığı ne kadar da hoş bir yapı olur..

Olur olmasına da, peki, şu anda böyle bir birlik var mıdır!..

Vardır, ancak özde değil, sözdedir..

Pek çok Müslüman ülke bu birliği kendi düşüncesine göre algılamaktadır.. Hele bazılarında ise kavmiyetçilik hakimdir..

Halbuki, gerçek ve yeni İslâm Birliğinde ırkçılık yoktur.. Olmamalıdır.. 

Hiç kimse, benim ırkım seninkinden daha üstün, diyemez!..

Zaten ırkçılık hastalığının reçetesini aziz Peygamberimiz (sav) 1400 sene evvelinden vermiş..

Türk’ün, Arap’a, Arnavut’un, Çerkes’e, Kürt’ün, Gürcü’ye, Laz’ın, Acem’e üstünlüğü yoktur, olamaz da!..

Üstünlük, tek kelimeyle takvadadır!..

Yani; Allah’tan en çok korkan, yasaklardan en çok sakınan, günahtan en çok kaçınan ve Yaradan’ın emirlerine en fazla uyan kişiler ya da kişilerin oluşturduğu topluluklar, üstündür ve işte onlar takva ehlidir..

Geçmişte İslâm Birliği fotoğrafını en mükemmel bir biçimde veren, ceddimiz Osmanlı olmuştur..

Bu birliğin içerisinde sadece Müslümanlar değil, gayrimüslimler de kendilerini emin hissederler, tarih boyunca da hissetmişlerdir zaten!..

O dönemde, kendi ordusunun içinde Yahudi ve Ermeni paşalar bile bulunduran Osmanlı Devleti, farklı dinlere mensup kişilerin ibadetlerini kısıtlayıcı hiçbir yaptırım uygulamamış, ibadethanelerine en küçük bir zarar dahi vermemiştir.. Devlet içerisinde yaşayan herkesin huzurlu, hür ve güven içinde yaşamalarına imkân sağlamış, farklı dinlere mensup insanlar arasında hiçbir ayrım gözetmemiştir..

Ecdadımız Osmanlı, bunu titizlikle uyguladığından dolayıdır ki, yönetimindeki topraklarda herkesin razı olduğu bir birliktelik meydana gelmiştir..

Adaletli ve hamiyetli bir ecdadın torunları olarak yaşadığımız bu zaman diliminde de böyle bir birliği oluşturma yönünde gerçekçi adımlar atılması gerekir.. Üstelik bu adaletli birlik dünyanın en gelişmiş medeniyetini, en zengin topraklarını ve üstün kültürünü de içinde barındıran, 21. yüzyıla damgasını vuracak bir birlik olmalıdır..

İslam Birliği, mana itibariyle düzgün ve doğru hayata geçirildiği zaman Avrupa ile Müslüman ülkeler arasındaki ilişkileri daha da geliştirir..

Sevgi ve barış eksenli kurulacak olan bu yapı, tarafların haklarını teminat altına alırken, karşılıklı menfaatlerin korunmasını da sağlar..

Tabii, burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, İslam Birliği oluşturulurken bu birliğin manevi yönünün de çok iyi ifade edilmesidir..

Netice-i kelâm;

İslam Birliği bir gönül birlikteliğidir..

Dünya, bir an önce kurulması ve yaşanması gereken, adalet merkezli bu birliğe muhtaçtır..

Ve samimi, hasbi uygulayıcıların en büyük yardımcısı da Hazreti Allah'tır.. 
Vesselam!..

Sami Özey, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.