Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görevi bırakmasıyla beraber, AK Parti'nin içinde neler olduğu ve gelecekte neler olacağı tartışılıyor. Her iki mesele de AK Parti'nin geleceğini teşkil ettiği için çok önemli.

      İlk akla gelenler arasında; "Erdoğan, Davutoğlu üzerinde bir otorite oluşturmak mı istedi de Davutoğlu buna karşı geldi" düşüncesi var. Buna "Saray Darbesi" diyenlerin yanı sıra Kılıçdaroğlu'nun da Davutoğlu'na hakkını helal ederek, Erdoğan'ı halk bazında "diktatör" gibi gösterip, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı zayıflatma peşinde olduğu açıktır.
Erdoğan ile Davutoğlu arasında görüş ayrılıkları olsada ciddi sıkıntılar olduğunu düşünmüyorum. Davutoğlu 2009'dan 2015'e kadar 6 yıl dış işleri görevini yapmış birisiyle çok ciddi bir görüş ayrılığı olamaz.İki başlı sistemde görüşlerin zıtlaşması sonucu bir sorun olduğunu hissetmiştir. İkisininde bir fikri var fakat parti Erdoğan'ın liderliğini kabul ettiği için Davutoğlu başbakanlık görevini bırakmıştır bir sebep budur. Bu sorun büyümeden hallolmuştur. Buna göre bir sonraki adayın Erdoğan ile daha iyi anlaşacak bir lider olacağı düşünülebilir. Eğer aralarında ciddi bir sıkıntı yaşanmış olsaydı Davutoğlu, "AK Parti kadrolarında göreve devam edeceğim" demezdi. Aynı şekilde ciddi bir sorun olsaydı en başında bu sorunlar kendini gösterirdi. Kaldı ki başbakan seçilirken Erdoğan ile uyuşmayacak birisinin seçileceğini de düşünmüyorum. Aksine hazırladığı reform paketini başarıyla tamamlamış bir başbakanlık dönemi geçirdi Davutoğlu. Yaptığı veda konuşmasında da Erdoğan'la arasında herhangi bir sorun olmadığını dile getirmiştir. 

       Peki neden görev bırakıldı! "MKYK olayı"nın bahane olduğu kanaatindeyim. Şimdi neler olduğunu inceleyelim:   

     AK Parti'nin ve Erdoğan'ın esas üzerinde durduğu mesele başkanlık sistemidir. Şu an zaten fiiliyatta başkanlık sistemi var. Cumhurbaşkanı, belki de halka iki liderin olamayacağını sistemin Türkiye'ye uymadığını göstermeye çalışıyor olabilir. Erdoğan, Avrupa konseyinde bir konuşmasında diyor ki ''Bizden önce tek başına iktidarların olduğu dönemde Türkiye'nin çıtası hep yükselmiş koalisyon hükümetlerinin olduğu dönemlerde de hep gerileme dönemi başlamıştır.'' Koalisyon sistemi Türkiye'ye zarar veriyor demek istiyor, haklı da.
Bakıldığında sağ partiler çoğunluk oyu alırken, ondan daha az oy alan sol partiler genelde iktidarın içinde bulunmuşlardır. İki zıt ideoloji yan yana nasıl hükümet yönetebilir!
Erdoğan ve biz (aynı düşüncede olan kişiler) biliyoruz ki sol, hiçbir zaman bu ülkede seçimle tek başına iktidara gelemeyecek. Bu yüzden Erdoğan, kendisinden sonra veya AK Parti bir şekilde ömrünü tamamlayınca bu ülkenin çıtası hiç bozulmasın istiyor. Sadece sağ-sol meselesi değil ülkeyi kim yönetiyorsa tek başlı bir iktidar daha sağlam olacağı için bu sistem elzemdir. Kaldı ki içerideki mahkemelerin, meclis sisteminin reforme edilmesi gerekiyor.

    İkinci madde ile bağlantılı olarak bir parantez açmakta fayda var. Gelecekte yine koalisyonlarla sürüklenmeye karşın verilen başkanlık mücadelesinin yanı sıra AK Parti'nin de geleceği meçhul. Erdoğan sonrası bu partinin akıbeti Saadet partisi gibi olma ihtimali söz konusu. Numan Kurtulmuş beyle, Erbakan hoca arasında olup bitenleri hatırlayalım; bu akılda tutulması gereken güzel bir örnektir. Bunun olmaması için AK Parti, başkanlık gelmese de parti, kendi içinde istişareye önem veren seçtiği lider ile yürüyebilen, dağılmayan, otonom bir yapı olmak durumundadır. Erdoğan'a bağlı bir yapı olmak kısa vadede intihardır. Bu parti, kişilerin değil bir iradenin partisi olma durumundadır.

     "Erdoğan'ın bir planı mı var" diye düşünmeden de edemiyorum. Tabii bu bir tahmindir.
Şöyle ki: Cumhurbaşkanı meclisi feshedecek.
Sebep: Erdoğan HDP'nin Doğu'da oyunun düştüğünü ve yüzde 10'un altında olduğunu biliyor. Aynı şekilde MHP, Meral Akşener'i çoğunluk olarak istemiyor ve parti içindeki bölünme sonucu oylarının yüzde 10'un altında kalacağını biliyor. Meclis'teki kavgalar, HDP'nin dokunulmazlıklarının kalkmaması, Başbakan seçilememesi, MHP deki tartışmalar gibi gerekçeler ile "Meclis'in meşruiyetini kaybettiği"ni dile getirip, Meclis'i feshedebilir.
Erken seçim sonrası AK Parti, TBMM'de 367 vekil ile tek başına anayasayı değiştirecek. Tek bir parti düşse bile 330 milletvekili ile referanduma götürüp şansını deneyecek. Bu bir ihtimal; eğer böyle bir plan varsa DEVRİM olur net söylüyorum.
Başkanlık sistemi ile ülkenin gelecek vadede sorunları çözülür.
Kürt sorunu ve sistemdeki sorunlar için yeni bir anayasa düzenlenir. Tüm sol partiler Türkiye'den silinir. Şu dakikadan sonra en elzem konu Anayasa ve Başkanlık olduğu için Erdoğan ve AK Parti, böyle bir şeyi başarırlarsa Türkiye siyaseti yön değiştirir.

       Erdoğan gidene kadar bu partinin vakti var. Erdoğan gittikten sonra eğer başkanlık, anayasa gibi ihtilal niteliğindeki konular çözülmemiş olursa Erdoğan gibi güçlü bir lideri beklemek epey zaman alır, Türkiye kaybeder.
:
Yusuf Dönmez, dikGAZETE.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka ve dini değerlere aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk, yorum sahibine ya da içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet 2016-05-09 10:49:20

Tesbitler yerinde ammaa siyasette dün yok, davutoğlunun istifa kararından sonra Konya izyareti bana manidar geldi

Avatar
Edit 2016-05-08 20:25:24

Yorumlarınızı, -Uyarıları da dikkate alarak- onay gerektirmeden buraya yazabilirsiniz...

sanalbasin.com üyesidir